anne bebek dostu, çocuk gelişimi, sağlık

Çocuk diş bakımı

afro-beautiful-child-1068205-2

Diş bakımı, çok küçük yaslarda başlarsa etkili bir alışkanlığa dönüşüyor. Diş hekimi ziyaretleri de takip açısından önemli.

Sorun şu ki; çocuğu dişçiye gitmeye nasıl ikna edeceğiz? Bir sihirli değneği yok tabiki biraz ön çalışma gerekiyor.

Bizim evdeki arkadaşa dişçi nedir? neden gitmemiz gerekiyor? ara ara anlattık.  Muayene sırasında biraz gerildi, ilk defa dişçi koltuğu ile tanıştığından benim kucağımda oturdu.

Aşağıdaki yöntemler de yardımcı oldu;

👶🏻ne kadar erken dişçi ile tanışırsa o kadar iyi. 1 yaşında başlanabiliyor.

🗣çok fazla detaya girmeden dişçi ziyaretinden çocuğunuza bahsedin.

👩‍⚕️biraz ağlama ve sızlanmaya hazırlıklı olun, sonuçta çocuğunuzun ağzı bir yabancı tarafından kontrol ediliyor, birazcık rahatsız olması normal.

🙈dişçiden sonra sana seker vereceğim gibi kafa karıştırıcı vaatlerden kaçının. Hem zaten vaat / ödül uzun vadede çocuğun kendine güvenini etkilediği gibi hayat boyu ödül (zam, aferin, terfi) olmadan yaptığı isten keyif alamaz hale gelir.

♥ Çocuğunuza diş kontrollerinin bir seçim değil gereklilik olduğunu ve ağız sağlığının önemini anlatın.


Kolay gelsin. Bu yöntemler işe yaramazsa beni arayın 😉 birlikte başa çözümler üretelim.

Advertisements
anne bebek dostu, çocuk gelişimi, kitaplık

Çocukların duygularını ifade etmesini destekleyen kitaplar

İLETişim, kendini ifade ile başlıyor. Kendimizi ifade etmenin yolu ise duygularımızı anlama, tanımlama ve dürüstçe ifade etmekten geçiyor.

Duygularımızı kontrol etmeye çalışmak veya bastırmak yerine, duygularımızın farkına varmak, onları anlayarak yönetmek, bir günde edinebileceğimiz meziyetler değil. Çocukluğumuzdan itibaren,  başrolde mizacımız ve ailemiz olmak üzere her bir faktör bugün kendimizi nasıl ifade ettiğimiz üzerinde etkili.

Çocukların duygularını tanımalarını ve anlamalarını destekleyen bir çok çocuk kitabı  var. Sevdiğim kitaplardan bazılarını paylaşmak isterim. 3 yaşındaki kitap canavarım ve ben bu kitapları ara sıra okuyoruz. Özellikle yeni bir etkinliğe ilk kez katılacaksa, öfkeli günler yaşıyorsa…

Sizin kitap önerilerinizi de yorumlara yazarsanız yeni kitaplarla tanışmayı çok isteriz.

keyifli okumalar..

IMG_5807

Utangaç Yayın Evi: 1001 Çiçek Kitaplar yazarı: Isabel Thomas

IMG_5808

Duyguları ile arkadaş olan Çocuk Yayın Evi: Okuyan Koala yazarı: Dr. Lauren Rubenstein

IMG_5806

Everybody feels Sad Yayın Evi: OED Publishing yazarı: Moira Butterfield
Holly Sterling

IMG_5809

İnci Bazen Öfkeli Olabilir Yayın Evi: Türkiye İş Bankası yazarı: Anna Wagenhoff
Sigrid Leberer

IMG_5811

Korktum, Kızdım, Mutlu oldum Yayın Evi: Ravensburger yazarı: Doris Rübel
anne bebek dostu

Kitap okuma alışkanlığı

Günde yalnızca 10 dakika çocuğumuzla birlikte okumak;

  • çocuğumuzun sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmesini destekler,
  • çocuğumuzla aramızdaki bağı kuvvetlendirir.
  • çocuklarımızın kendine güvenen, mutlu, öğrenen bireyler olarak gelişmelerine yardım eder.

diyor uzmanlar.

Okumayı sevmek, kitaba dokunarak, resimlerine bakarak, dinleyerek, kitap okuyanları izleyerek ve hatta çok erken yaşlarda kitapları kemirerek başlıyor.

Bizim evde kitaplar, dergiler, 100cm altındaki aile bireyleri dahil herkesin erişebileceği yerlerde ve yükseklikte bulunuyor. Kendi okuduğum kitapları özellikle ortalıkta bırakıyorum, evden çıkarken çantama bir kitap koyuyorum; oğlum da ortak çantamıza oyuncaklarının yanına kitap da ekliyor artık. Biliyorum ki çocuklara bir şey öğretmenin en kolay yolu onu kendimizin yapması, çocuklar “söyle”diklerimizden çok “yap”tıklarımızı yaparlar.

Londra’da kütüphaneler yaygın, hem yetişkinler için hem de çocuklar için birçok seçenek var. Bizim evimize yakın kütüphaneye en az haftada bir kez uğruyoruz. Hatta kötü havalarda kütüphane dışarıda vakit geçirmek için güzel bir seçenek oluyor. Hem orada okuyoruz hem de ödünç alıyoruz.

Akşam uyumadan önce mutlaka 2 veya 3 kitap okuyoruz. bir tane ben seçiyorum bir veya 2 tane de oğlum seçiyor.

Ne kadar kitap okursak kelime haznesi ve sözcükleri yerli yerinde kullanımı o kadar gelişiyor, zenginleşiyor.

Peki Okuma saatlerini nasıl daha da keyifli hale getirebiliriz? kendim için yaptığım minik bir araştırmayı da buraya bırakayım:

  • hayvan sesleri çıkararak karakterleri canlandırabilir ve birlikte gülebilirsiniz.
  • okumak, sarılmak* için de  kardeşlerin bir arada olmaları için de çok iyi bir fırsattır.
  • sorular sorun “bu resimde ne görüyorsun?”, ” sence bu karakter nasıl hissetmiştir?”
  • çocuğunuzun resimlere bakarak size hikayeyi anlatmasını isteyin, resimler hakkında konuşun.
  • tv, telefon ve tabletten uzak sakin bir köşe seçin.
  • jest ve mimikler konusunda rahatsanız onları özgür bırakın, komik olun, birlikte kıkırdayın.
  • kitapçıya gidin, birlikte kitaplara bakın, birlikte kitap seçin.
  • yakınlarınızda bir kütüphane varsa orada okuyun, kitap ödünç alın.
  • kütüphane yoksa arkadaşlarınızla kitap değiş tokuşu yapabilirsiniz. (ayrıca ödünç almak ve vermek  2-3 yaşlarında hiç bir şeyini paylaşmak istemeyen çocukları paylaşmaya teşvik ediyor)

Keyifli okumalar…

*sarılmak, en sevdiğim aktivite aynı zamanda bir terapi yöntemidir.

anne bebek dostu, çalışan annenin el kitabı

Tam zamanlı anneler çalışma hayatını zor mu buluyor?

Sevgili anneler,
Geçtiğimiz günlerde, 3 çocuk annesi Katie Hopkins’in çalışmayan annelere saldıran bir tweet’i ile ilgili bir haber okudum. Tweet su:  “İş hayatında kadın düşmanlığı var demek, iş hayatı benim için çok zor demenin daha kısa bir yoludur.”
Bu tweet bana şunları düşündürdü:
Her zaman, kadının toplumu yaratmaktaki ve geliştirmekteki gücüne inandım. Kadın, çalışma hayatında daima ve güçlü olarak var olmalıydı.
Ben de bundan 7 ay öncesine kadar çok yoğun hatta bazen aşırı çalışan bir anneydim. 7 ay önce ailem ile birlikte İstanbul’dan Londra’ya göç ettik. İlk aylar, yalnızca evde ve oğlumla olmak, harika olmak ile birlikte çok da zordu. Hatta bir gün hüngür hüngür ağladım. (o günü ayrıca yazmıştım, buradan okuyabilirsiniz). Bu geçiş döneminde duygusal olarak biraz daha iyi bir duruma gelince, kadının iş hayatındaki ve evdeki rolü ile ilgili fikirlerim de duygularımla birlikte gelişti. Sonuçta vardığım kavram “denge” oldu.
Biz kadınlar, koşullara çok hızlı uyum sağlıyoruz, çok yönlü düşünüyoruz, gelişime ve değişime çok daha fazla açığız. Bu yüzden kadını, hayatın merkezinde görüyorum.
Hayatı iş hayatı ve ev hayatı olarak ayırmayı da doğru bulmuyorum. Kadın hangi koşullarda daha “dengeli” hissediyorsa (şöyle de diyebilirim nasıl içine siniyorsa, gücü yetiyorsa ve mutlu oluyorsa) orada olmalı.
Kadının toplumu yaratan, şekillendiren ana unsur olduğu tartışılmaz. (babaların rolünü ve dış faktörleri hiçe saymıyorum :)) Çocuklarımız, bizim onları sevdiğimiz kadar, saydığımız, onlara değer verdiğimiz, ilgi gösterdiğimiz, güven verdiğimiz kadar olgun ve mutlu “bireyler” olarak topluma katılıyorlar.
Merak ettiğim şu, siz kendinizi, ne zaman ve nerede “dengeli” ve “mutlu” hissediyorsunuz?
Annelerin bu konuda neler düşündüğünü ve ne hissettiğini merak etmiştim ve bu yazıyı facebook’daki bir anne grubuna yazmıştım. Yazının altına onlarca yorum yapıldı. Bana bu yazıyı yazdıran tweet’i referans göstermemin uygun olamadığını söyleyen, çalışan kadınların çocuklarına acıdığını söyleyen, çocuğu doğduktan sonra çalışma hayatını bırakan anneleri eleştiren, tam tersi iş hayatını çocuğu için bıraktığı için gurur duyan onlarca yorum vardı. Bu yorumları önce biraz şaşkınlıkla sonra biraz merak ile takip ettim.
Bu mesajların birçoğunun arka notalarında bolca öfke, hayal kırıklığı, yarım kalmışlık, kıskançlık hissettim.
Şimdi merak ettiğim konu şu: nedir birbirimizi acımasızca eleştirmemize sebep olan duygu?
Sevgiler,
annebebekdostu
anne bebek dostu, çalışan annenin yemek kitabı

Mutfakta Kısa Yollar..

Evde zamanı az olan çalışan bir ebeveyn misiniz? Sağlıklı yemeyi seviyorsunuz ama mutfakta saatler geçirmek hoşunuza gitmiyor mu? Mutfakla aranız iyi değil ama dışarıda yemekten de sıkıldınız mı?

İşte size mutfakta kısacık zamanda hem sağlıklı, hem kolay hem de leziz yemekler yapmanız için 7 pratik öneri.

Öneri mi dedim ön hazırlık demek istedim. 🙂

1-Dondurulmuş doğranmış soğan & sebze

Her yemeğin olmazsa olmazı soğan, yemek hazırlığında en çok vaktimizi alan işlerden biridir. Ben haftalık hatta bazen 10 günlük soğan ihtiyacım için bir gün belirliyorum. Soğanları rondodan geçirip birer porsiyonluk paketleyip buzluğa koyuyorum. Burada püf noktası soğanları rondoda çok suyu çıkmayacak şekilde kıymak ve paketleri (çabuk çözünmeleri için) biraz yassılaştırmak.

Sebzeleri de yıkayıp, kesilmiş ve porsiyonlanmış dondururabilirsiniz veya marketten dondurulmuş ayıklanmış sebzelerden temin edebilirsiniz.

2.  Dondurulmuş haşlanmış baklagiller

Nohut, kuru fasulye, mercimek, hatta buğday toplu bir haşlama, ardından bir porsiyonlama ve dondurma operasyonu ile acil durum dostu. İsterseniz ızgara et’in yanına salata yapın, isterseniz daha önce dondurduğunuz soğanlarla buluşturup harika bir Türk yemeğine imza atın.

3. Düdüklü tencere

Bir düdüklü tencereniz yoksa mutlaka bir tane edinin derim. İster yemek pişirin, ister baklagillerinizi haşlayın, isterseniz buharda pişirin, buhar basıncının gücü, gücünüze güç, zamanınıza zaman katar.

4. Tarhana, Erişte

Tarhana ve erişte ile harikalar yaratmak için içinizdeki sanatçıyı serbest bırakın. Kıymalı veya peynirli fırında erişte, hatta erişteli tarhana çorbası 🙂 kombinasyonlar hayal gücünüzle sınırlı. Tarhananın içine her seferinde farklı baharatlar koyarım, bazen şehriyelisini yaparım. Bu hazır gıda emperyalizmine dayanan kahraman ikilidir, geçmişin bilgi ve tecrübesini geleceğe taşırlar. Benim gibi yapmayı bilmeseniz de mutlaka evde bulundurun derim.

5. Dondurulmuş kavrulmuş kıyma/et

Soğanı hazırladık, sebzeyi hazırladık. Dondurucu da bekliyorlar. Bir de etimizi, kıymamızı kavurup dondurursak bu iş bitmiştir.

6. Tabii ki konserve

Yazın tazeliğini kış’a taşımanın en pratik en sağlıklı yolu konserve. İstediğiniz sebzeleri, ister sade olarak isterseniz farklı ikililerle konserve yapabilirsiniz. (Tamam yapamıyorsanız yaptırsanız da olur :))

7. ve günü kurtaran dondurulmuş hamur işleri

Türk mutfağının olmazsa olmazları hamur işleri. Sarılmış, kızartılmaya hazır sigara böreği, mantı buzluğun olmazsa olmazları. Ben bazen poğaçaları da bolca yapıp ikişer üçer paketleyip derin dondurucuya koyuyorum. Oğlumla, evden çıkarken çantama bir paket atıyorum, nerede, ne zaman acıkacağımız belli olmaz.

Bunlar benim en sık kullandığım mutfaktaki kısa yollarım. Bunlardan başka eminim sizlerin de uyguladığı pratik onlarca yöntem daha vardır. Siz de bu yazının altında paylaşmak isterseniz, beraberce listeyi genişletebiliriz.

NOT: 15-20 dakikada yemek pişirebilmek için öncesinde tabii biraz emek pardon ön hazırlık gerekiyor..

anne bebek dostu, çalışan annenin yemek kitabı

Günü Kurtaran Kahraman Mercimek Salatası

Çalışan annelere günü kurtaran, hem sağlıklı hem pratik hem de nefis bir salata. Hazırlama süresi 10 dakika.

Baklagilleri haşlayıp, belli porsiyonlara bölerek buzdolabında derin dondurucuda saklıyorum. Zamanım olmadığında ya da o gün hiç de yemek yapacak enerjide değilsem, haşlanmış baklagilleri buzluktan çıkarıp nefis bir salata yapıyorum. Yanına isterseniz ızgara somon, kırmızı et veya tavuk ile harika besleyici ve pratik bir akşam yemeği yaratmak mümkün.

Dün akşam menümüzde mercimek salatası vardı. Mercimeği de dün haşladım. 15-20 dakikada haşlanıyor. Biraz diri kalınca salatada daha güzel oluyor.

Malzemeler:

1 su bardağı kadar haşlanmış mercimek

1 adet orta boy domates (1cm kadar küp şeklinde doğranmış)

2 adet salatalık (1cm kadar küp şeklinde doğranmış)

Bir tutam maydanoz (ince kıyılmış)

1/2 adet renkli biber (1cm kadar küp şeklinde doğranmış)

1/2 adet kırmızı soğan

1-2 adet taze soğan

sosu için

tuz

karabiber

balsamik sirke (sirke sevmiyorsanız limon veya nar ekşisi ile de deneyebilirsiniz)

zeytin yağı

Hazırlanışı:

Tüm malzemeleri bir kasede karıştırıyoruz. Sos malzemelerini de ayrı bir kasede karıştırıp birleştiriyoruz….

Afiyet olsun.

anne bebek dostu, annebebekdostu tatil

Bir göçmen annenin ilk tatili

Çok değil. Göçüp gideli 4 ay oldu. Yeni hayata uyum sürecinde en çok ihtiyacım olan şey “insan” oldu. Sevdiğim, bildiğim, tanıdığım, güvendiğim insanlar, bir telefonla kahve içeceğim dostlar… Özledim hepsini.

Is hayatıma başladığımdan beri ilk kez “3 hafta” tatil yapma fırsatı buldum. Taze bir göçmen olarak ilk tatilimiz için düştük memleket yollarına. Yanımıza az eşya, çokça özlem aldık.

Uçaktan iner inmez memleketin inlediğini, ağladığını duydum sandım. Bu hüzne o kadar alışmıştı ki memleketimin kulakları, benden başka kimse dinlemiyordu.. Sonra anladım ki kimse, hiç kimseyi dinlemiyordu. Dinlemek denilen şey, susmak ve konuşma sırasının gelmesini beklemek olmuştu.

Vakit nasıl geçti, 3 hafta nasıl bitti anlamadım. 3 gün orada, 5 gün burada, biraz aile, biraz dostlar bölüştük zamanı, bitiverdi.

3 haftanın sonunda büyük bir duygusal enkaz ile donuyorum evime; 3 boşanma, 1 kararsız gelecek, 1 göç daha, 2 ailenin kollarından çekiştirdiği bir çocuk, bir kaç empati yoksunu ilişki ve bir avuç mutsuz insan…

Her bir kalbi tek tek sarmalamak, kucaklamak istedim. Her bir yaranın içini bolca şefkat ile doldurup dikmek, kapatmak istedim. Her bir yalnızlığa hıçkırarak ağlamak istedim. Hiç birini yapmadım. Yapamadım.

anne bebek dostu, çalışan annenin yemek kitabı

Kıtır ekmekli harikalar

Şimdi size “kıtır ekmeğin” karmaşık tarifini vereceğim 🙂 demeyeceğim.

Uzun zamandır yapmadığım için ne kadar harika olduklarını unuttuğum kıtır ekmekleri, geçen gün arkadaşım Ayşe’de görünce, tekrar unutmayayım diye şuraya not bırakayım istedim.

Nasıl yapıldıklarını ve çorbalarda ne harika olduklarını tüm anneler bilir. Ayrıca salatalarda da harika olurlar. Ben bir kase yoğurdun üstünde de bayılıyorum kendilerine. Hatta bazen bir kase kıtırın eşlik ettiği içeceğimin keyfini sürüyorum. 2,5 yaşındaki oğlum da kıtır kıtır yemeye bayıldı.

Hazırlanışı:

Bol miktarda bayat ekmek. (Ekşi mayalı ve odun fırınında pişen ekmeklerden daha bir leziz oluyorlar, benden söylemesi) Küp küp doğrayarak tepsiye koyuyoruz.

Üzerine bolca zeytin yağı gezdirip, istediğimiz baharatlardan serpiyoruz. (Karabiber ilk tercihim ve biraz çiprika (çıprisa, sater otu, çuprika)

200 derece fırında 10-15 dakika vee afiyet olsun.

anne bebek dostu, çocuk gelişimi

anne olmak çok kolay

Aslında anne olmak çok kolay…

Başlangıcı hepimiz biliyoruz, ardından 38-40 hafta karnımızda taşıyoruz, sonra bir kaç saat doğum sancısı çekiyoruz veee anne oluyoruz. Belki sosyal hayatımız etkileniyor, belki uykularımız az ve düzensiz oluyor. Artık kendimizden çok düşündüğümüz biri daha oluyor hayatımızda. Ve bunların hiçbiri bize zor gelmiyor.

Zor olan, iki kişi yaşamaya zar zor ikna olduğumuz (bazen olmadığımız) evimize farklı ihtiyaçları, beklentileri ve farklı kişiliği olan yeni bireyleri kabul etmek ve evimizi gerçek anlamda onlarla paylaşmak. Tabiki hepimizin bir yaşam tarzı ve buna uygun ev düzeni var. Tabiki çocuklarımız da bu düzenin bir parçası. Ancak evimizin bu küçük bireylerinin ihtiyaç ve tarzlarına da saygı duymak zorundayız. Lavaboya uzanamıyorsa bir tabure koymak bizi de onu da çok rahatlatır. Çocuğumuza bir oda vermişsek, hoşumuza gitmese de kendi alanında, kendi düzenine saygı duymalıyız.

Zor olan, yorgun, üzgün veya öfkeli olduğumuzda, kendi duygularımızın farkına vararak, ailemize karşı sabırlı ve hoşgörülü olabilmek.

Zor olan, örnek olmak. Çocuklarımız için hep daha iyisini istiyoruz ve bunun için çabalıyoruz. Ve sonuç için hep endişeliyiz. Bunun için endişelenecek kadar ilgili bir anneyseniz merak etmeyin “en kötü bizim gibi olacaklar”. Bir ata sözümüz bile var armut dibine düşermiş. Çocuklar onlara ne söylediğimizle, ne aldığımızla, ne sağladığımızla değil bizim nasıl olduğumuz ve çocuklarımıza ne hissettirdiğimiz ile şekillenirler. Eğer sizin kitaplığınızda hiç kitabınız yoksa ve okumuyorsanız, çocuğunuza istediğiniz kadar kitap alın, istediğiniz kadar oku diye ısrar edin, büyük ihtimalle okuyan biri olmayacaktır.

Zor olan, kendi ihtiyaçlarımızın bile farkında olmadan, kendi ihtiyaçlarımızı bile karşılayamadan başka birinin ihtiyaçlarının karşılanmasının sorumluluğunu taşımak.

Zor olan, insan olduğumuzu, hata yapabileceğimizi, mükemmel olmadığımızı ve mükemmel olmak zorunda olmadığımızı kabul etmek.

Zor olan, dinlemek. Karşımızdakinin ağzından çıkan sözlerinin arkasındakini dinlemek. Beden dili ne diyor? Ses tonu ne söylüyor? Gözleri neler hayal ediyor? Neler hissediyor, duygusu ne? Gerçekte neye ihtiyacı var?

Zor olan kendi hayatlarımızdan bir şeyler feda etmeden, küçücük yüreklere dokunabilmek. Fedakarlık yapmadan onlara koşulsuz sevgimizi verebilmek…

anne bebek dostu, çalışan annenin yemek kitabı, sağlık

anne yapımı çocuk dostu dondurma tarifi

Sıcaak, çok sıcak bir yaz (2018). Londra bile son yılların en sıcak günlerini geçiriyor. Haftalardır tek damla yağmur yağmıyordu.

Sizin evinizde de dondurma delisi bir (veya daha çok) çocuk varsa  ve siz de benim gibi şekerden kaçınan bir anneyseniz tam size göre bir tarifim var. Üstelik hem sağlıklı hem de çok kolay. Biz neredeyse her gün, dondurma yaparak mutfakta birlikte keyifli dakikalar geçiriyoruz.

IMG_3882

Malzemeler;

100-150 gr dondurulmuş meyve.

İstediğiniz meyveleri, kendiniz de dondurabilirsiniz ona da zamanınız yoksa dondurulmuş meyveleri süpermarketlerde bulmak mümkün. Meyveleri kendiniz donduracaksanız yaklaşık 1cm büyüklüğünde doğradığınız meyveleri topak olmayacak şekilde tek tek dondurmanız daha iyi olur. Böylece mutfak robotunun bıçaklarına zarar vermemiş olursunuz.

IMG_3883.JPG

2 çorba kaşığı yoğurt. (süzme olursa kıvamı daha iyi oluyor)

Hazırlanışı;

Dilediğimiz dondurulmuş meyveyi mutfak robotuna koyarak püre kıvamına gelinceye kadar parçalıyoruz, ardından yoğurdu ekleyip bir 30 saniye daha karıştırıyoruz.

Sonra servis kasesine alıp, afiyetle yiyoruz..

Not: Babalar için yoğurt ile birlikte bir miktar toz şeker veya pudra şekeri ilave edilebilir.

Benim tercihim kırmızı meyveler; çilek, yaban mersini, ahududu ve böğürtlen. Hem tadı hem kıvamı harika oluyor.

Bu tarifi yaz bitmeden mutlaka deneyin derim.

Afiyet olsun..