çocuk gelişimi

uyku terörü ile tanışmamız

Bir gece ansızın çığlık çığlığa uyandı Meriç. Sakinleştirmek için kucağıma aldım, sakin sakin yanında olduğumu söyledim beni duymuyordu, şşşşş sesi ile sırtını okşadım yanında olduğumun farkında değildi, emzirmek istedim reddetti.

Çığlık atarak ağlıyordu. Sakin kalmamın, onun sakinleşmesine yardım edeceğini düşündüm, çok endişelenmeme rağmen soğukkanlılığımı korudum. Yukarıda yazdıklarım işe yaramayınca acil durumlarda kullandığımız bir white noise – akarsu sesi açtım, kucağımda bir süre daha okşadıktan sonra emziğini vererek yatağına geri koydum. Sakinleşti ve uykuya geri döndü. Aslında belki de hiç uyanmamıştı. Uykusunda ağlıyor gibiydi.

Tüm bunlar  birkaç dakika içinde olup bitti ve gecenin geri kalanında huzurlu bir şekilde uyudu ve yalnızca her gece yaptığı gibi emmek için uyandı.

Bu olayı yaşadığımızda Meriç henüz 7 buçuk aylıktı. Gece uyku rutini, doğduğundan beri aynıdır, banyo yapar ardından emer,  ben müzik açarım o da emziğini alır ve uyur. O gece de bunun dışına çıkmamıştık.

Ertesi gün bir araştırma yaptım ve “uyku veya gece terörü” kavramıyla tanıştım. Uyku terörü, uykunun aniden bozulması ve çocuğun  korkmuş, şaşkın bir biçimde uyanması olarak tanımlanıyor. Atak bir kaç dakika ile yarım saat arasında bir süre boyunca sürebilir. Atak geçtikten sonra çocuk, sakin bir şekilde uykuya geri döner. Ergenliğe kadar seyrekleşerek sürebiliyor. En sık 3 yaşındaki çocuklarda görülüyor. Erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha sık görülüyor.

Belirtiler;

Derin uyku sırasında ortaya çıkar, çocuk uykudan aniden ve ağlayarak uyanır, çığlık atar, sakinleştirme yöntemlerine cevap vermez, hızlı soluk alıp verir, size baktığı halde görmez, sabah onları hatırlamaz, atak bir kaç dakikadan yarım saate kadar sürebilir.

Atak sırasında ne yapmak gerekir?

Her şeyden önce ebeveynler ve varsa çocuğun bakımından sorumlu kişiler atak sırasında soğukkanlı ve sakin kalmalıdır, çocuğa sarılarak veya elini tutarak sakinleştirici sözler söylemelidir, uyandırmaya çalışmak yerine uykuya geri dönmesine çalışılmalıdır.

Atakları önlemek mümkün mü?

Uykudan hemen önceki yorucu aktiviteler, gece terörünü tetikleyebilir. Gündüz uykularının düzenli olması, aşırı egzersizden kaçınmak atakları seyreltir.

Terör saatlerini belirleyip öncesinde uyandırmak uzmanlar tarafından önerilen bir yöntem. Bir hafta boyunca her gece atak saatinden 15 dakika önce çocuğunuzu uyandırın, uykusu açıldıktan sonra 5 dakika yatak dışında vakit geçirip tekrar yatırın. Uyku terörü tekrarlarsa uygulamaya devam etmek gerekiyor.

Uyandırma yöntemine rağmen uyku terörü haftada 2 kereden fazla tekrarlıyorsa, ataklar yarım saatten fazla sürüyorsa, kramp ve salya da eşlik ediyorsa bir çocuk psikiyatrını görmek de fayda var.

IMG_4589

huzurlu, sağlıklı uykular……………

 

Not: Kendi uyku terörü tecrübemiz dışında paylaştıklarım,  Uzm Dr Erdem UZUNOĞLU’nun 17.12.2009 tarihli yazısından derlenmiştir.

 

 

 

 

 

Advertisements
annebebekdostu tatil, çalışan annenin el kitabı

çocuk oto koltuğu seçimi

Çocuklarımızın güvenliği için otomobil ile seyahatlerde mutlaka çocuk koltuğu kullanılmalıdır. Çocuk koltuğunun kullanım amacı olası bir kaza anında çocuğun savrulmasını engelleyerek oluşabilecek yaralanmaları önlemektir. 

Çocuk koltukları, yenidoğan döneminden itibaren 12 yaşına kadar kullanılıyor. Daha doğrusu 150 cm’den kısa ve 36 kg’dan az kiloya sahip çocuklar otomobillerin arka koltuğunda özel araç koltuğuyla seyahat etmek zorunda.

Çocuğunuzun boyuna ve kilosuna uygun bir ekipman seçmek önemli.

Çocukların kilolarına göre koltuk için uzman önerileri:

0-9 aylık (0-8 kg) bebekler için yapılmış olan ana kucağı modeli tercih ediliyor. Arka koltuğa, bebeğin yüzü arka cama bakacak şekilde yerleştiriliyor.

4 yaşına kadar (9-18 kg) hareketli çocuk güvenlik koltukları kullanılmalı. Bunlar arka koltuğa öne bakacak şekilde monte edilebilir. Çocuk mümkün olduğu kadar uzun süre,  oto koltuğunda yüzü arkaya bakacak şekilde seyahat etmeli.

4-10 yaş arasında (15-36 kg arası) çocuk, boy ve kilo olarak hareketli koltukları kullanamayacaktır ve henüz emniyet kemeri de kullanmaya hazır olmadığından yükseltici çocuk güvenlikli oto koltukları kullanılmalı.

Emniyet kemeri 10 yaşından sonra takılmalı.

IMG_5138.png

Bebeğiniz 9 kilo olana kadar kullanılacak ana kucağı tipi oto koltukları aynı zamanda bebek arabasında da kullanıldığından, bebek arabanızın markası ile aynı veya uyumlu olması önemli. Ana kucağı aracın arka koltuğuna ve arka cama bakacak şekilde monte ediliyor. Meriç, bu şekilde oturmaktan hiç hoşlanmıyor ve çok kısa yolculuklarda bile çok huzursuz oluyor. 9 kiloya ulaşmayı sabırsızlıkla bekliyor, bu yüzden ne bulsa ağzına götürüyor 🙂 (arabada seyahatten pek hoşlanmayan canım oğlum için uyguladığım yöntemlerden biri de sürekli arabada tuttuğum bir oyuncak, yalnızca arabada oynadığı için biraz özlemiş de oluyor.)

9-18kg için uygun olan koltuklar 4 yaşına kadar kullanılabiliyor. Bazı markalarda 9-25kg arası kullanıma uygun seçenekler de var.

Oğlum için yaptığım araştırmalarda 9-18 kg’dan itibaren oto koltuğu üreten markalardan Alman Britax-Römer ve İskandinav  BeSafe güvenlik ve kullanım kolaylığı açısından ön plana çıkıyor. Ancak esas olan bir çocuk oto koltuğuna sahip olmanız. Bu markalar aklınıza yatmıyor, zevkinize uymuyor veya bütçenizi aşıyorsa Maxi Cosi, Bebe Confort, Koala, Cybex, Concord, Chicco, Tripper (bu markanın yalnızca 0-13kg rastladım) gibi bir çok marka oto koltuğu üretiyor.

güvenli seyahatler….

IMG_4051


annebebekdostu tatil

hayallerdeki çocuklu tatili arıyorum..

Yaz geldi, çiçekler açtı, arılar hep çalıştı….♥

Biz de yıl boyu evde, işte arı gibi çalışıyoruz. Bir yandan da tatil hayalleri kuruyoruz. Bir çoğumuzun yılda yalnızca bir hafta tatil yaptığı düşünülürse uzun hazırlıklara, büyük kutlamalara değer bir olay oluyor tatil.

Dolayısı ile tatilden beklentimiz yüksek. Tatil yeri seçimi önemli. Her şeyin mükemmel olmasını, bu kısıtlı sürede tüm yılın yorgunluk ve stresinden kurtulmayı, süper dinlenmeyi, çılgın eğlenmeyi, bol bol gezmeyi istiyoruz. Bir yandan çocuklarımızla doyasıya vakit geçirmek isterken bir yandan da yeni başladığımız kitabımızı bitirmek istiyoruz.

Sizce de tatile çok büyük bir sorumluluk yüklemiyor muyuz?

IMG_5083

Oysa hayatın her günü tatil gibi olsa hayat bayram olmaz mı? Evimize yakın, sevdiğimiz işimiz, beklentimizi karşılayan gelirimiz, çocuklarımıza iyi bakıldığının teminatı yardımcılarımız, anneanneler, babaanneler olsa, evimize yakın parklar olsa, çocuklarımızla doya doya vakit geçirecek zamanımız, sabrımız ve enerjimiz olsa iyi bir başlangıç olmaz mıydı?

Hayat, seçimlerimizden ibaret aslında.Hayata bakışımız, mutluluğa yakınlığımızı belirler. İlk adım şikayet etmek yerine, değiştirebileceğimiz koşulları değiştirmek için harekete geçelim, değiştiremeyeceklerimizi kabullenelim.

Bir yandan hayatı bayram yapmaya çalışalım bir yandan tatil hayallerine devam…

Hayallerdeki çocuklu tatili arıyorum, bana yardımcı olacak gönüllüler aşağıdaki boşluğu doldurabilir mi acaba?

Hayalimdeki tatil  …………………………………………………………………

teşekkürler, sevgiler

Duygu

çalışan annenin el kitabı

iş’te yeniden

Ve işte yeniden iş’teyim.

Oğlumla baş başa geçirdiğimiz yaklaşık 7 ayın her anından sonuna kadar keyif aldım, doya doya gezdik, yürüyüşe çıktık, alışverişe gittik, oyun oynadık, kitap okuduk, şarkı söyledik. Hiç şarkı bilmeyen benim bile hatrı sayılır bir çocuk şarkıları repertuvarım oldu 🙂

Oğluma doyabildim mi? Hayır!!

Günden güne değişen tepkileri, uyku ve beslenme rutinleri, kahkahaları, derin bakışları, gülen yüzü, mırıldanmaları ile dopdolu günlerim, yerini kurumsal günlere bıraktı.

Jean, tişört ve spor ayakkabı kombinasyonları ağırlık kazanmış olan dolabımı, kurumsal siyah beyazlarıma tekrar kavuşturdum. Topuklu ayakkabılarımın kutularının tozunu aldım. Zihinsel olarak da kendimi hazırlamaya çalıştım.

O sabah erken kalktık, oğlumla uzun duygusal bir konuşma yaptık. O’na gündüzleri işe gideceğimi, sabahları birlikte oyunlar oynayacağımızı, akşam birlikte dışarı çıkacağımızı, ailecek akşam yemeği yiyeceğimizi, uyku saatine kadar oyunlar oynayacağımızı anlattım.Benim gözlerim doldu, boğazım düğümlendi,oğlum dinledi. Evden ayrılırken arkamdan birazcık ağladı, içim buruldu.

1 Temmuz 2016 Cuma günü resmen iş başı yaptım. Bayramdan önceki güne denk gelmesi güzel bir tesadüf oldu. Benim için yumuşak bir geçiş sağladı. İlk gün bilgisayarımı kurdum, birkaç saat geçirdim, herkese döndüğümü duyurdum ve koşarak eve geldim. Oğlumu çook özlemiş olduğumu düşündüm.Neyse ki önümde bu süreci sindirmek için  9 gün daha vardı 🙂

iş’e döndüğüm için biraz buruk olmakla birlikte heyecanlıyım. Evim, öğlenleri eve gidecek kadar yakın olduğu için de mutluyum. İlk gün fark ettim ki yüzümde kocaman bir gülümseme ile bolca oğlumdan, bana ne müthiş bir enerji ve mutluluk verdiğinden bahsetmişim. İş arkadaşlarımdan da sıkça çok mutlu, formda ve iyi göründüğümü duydum, sevindim. Gerçekten de içimde sınırsız bir enerji hissediyorum, bu inanılmaz bir motivasyon.

Akşam kocaman bir gülücükle beni karşılayan oğlumu kollarıma alıp uzun uzun kokluyorum, öpüyorum sonra birlikte oyun oynuyoruz, şarkı söylüyoruz.

İlk günler aklım çoğunlukla evde olacak iş yoğunluğunun artışı ile birlikte ev – iş dengesini hızlı kuracağıma inanıyorum.

Suçluluk hissetmiyorum. Çalışan bir anne olarak oğluma yeterli ilgi ve sevgiyi verebileceğimi biliyorum. İşimi seviyorum, ailemi seviyorum, oğlumu çoook seviyorum. Ve bende hepsine yetecek kadar sevgi ve enerji var…….

8be975b9-e6d5-43c8-ac40-112525ba1383

 

 

çalışan annenin el kitabı

iş’e dönüş vakti geldi

Harika bir hamilelik geçirdim. Daha doğrusu hamileyken iş ve özel hayatım daha bir harika geçti. Müthiş bir enerjiydi. Neredeyse doğum’a kadar, severek, çok yoğun çalıştım. Doğum İznine ayrıldığım gün, bedenen ayrılabildim ancak zihnen çalışmaya devam ettim. O günlerde nedense doğumun ertesi günü iş hayatıma kaldığım yerden devam edecekmişim gibi hissediyordum. Aslında biliyordum ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, çok daha güzel olacaktı 🙂

Doğum izni ne yazık ki ülkemizde 3 haftası doğumdan önce olmak üzere toplam 16 hafta. Bu demek oluyor ki bebeğimiz henüz 3 aylıkken iş’e dönüyoruz. 3 ay, anneliğinizi kavramaya bile yeten bir süre değil bence. Bebeğinizi yeni yeni tanıyorsunuz, ağlamasına göre ihtiyacını ancak anlayabiliyorsunuz. Henüz size gülümsemeye ve sizinle iletişim kurmaya başlıyor. Herşeyden önemlisi sürekli emmek istiyor. Acıktığında emmek istiyor, huzursuzlandığında emmek istiyor, annesinin güvenli kollarında olmak için emmek istiyor.

İznimin bittiği gün anladım ki henüz yalnızca annesini hatta annesinin memesini bilen 3 aylık oğlumu bırakıp iş’e dönmeye hazır değilim. Neyse ki benim çok anlayışlı yöneticilerim var. Bana hazır olduğunda dönebilirsin dediler.

Ve ben artık hazırım.

Oğlum 6 ayını doldurdu, ek gıdalara başladık, bakımı konusunda bir yardımcımız var ve ben biraz daha tecrübeli bir anneyim 🙂 

Önümüzdeki birkaç gün içinde iş’ime dönüyorum. Heyecanlıyım. Endişeliyim. Mutluyum. Buruğum.

6 aydır herşeyi birlikte yapıyoruz. Birlikte alışverişe gidiyoruz, birlikte bankaya gidiyoruz, birlikte yoga yapıyoruz, birlikte yemek yapıyoruz, oyun oynuyoruz, kitap okuyoruz, şarkı söylüyoruz. Kokusu hep burnumda, sıcaklığı hep kollarımda…

Son 2 haftadır hergün birkaç saat oğlum olmadan vakit geçirmeye kendimi ve onu iş’e dönüş sürecine hazırlamaya çalıştım. Hep koşarak eve döndüm 🙂 Uyku saatlerini iş’ten eve döndüğümde bize birlikte oyun ve  yemek için yeterli vakit bırakacak şekilde düzenledim. Haftalardır, her sabah pencereden dışarı bakıyoruz, anne babaların işe gittiğini, çocukların okula gittiğini anlatıyorum, her akşam dönüş saatinde tekrar konuşuyoruz bunları. Henüz 6 aylık olabilir ama beni dinlediğini ve anladığını biliyorum.

Bir yandan iş’ime döneceğim için heyecanlıyım diğer taraftan oğlumdan ayrı vakit geçirecek olmak beni inanılmaz üzüyor.

Aklım ve kalbim şu günlerde biraz karışmış gibi görünse de biliyorum ki herşey çok güzel olacak. Kısa sürede düzenimizi kurup dengeleri sağlayacağım. İşimi seviyorum, kendimi seviyorum, ailemi seviyorum, oğlumu çoook seviyorum. Ve bende hepsine yetecek kadar sevgi ve enerji var…….

 

………..işte o sabah geldi. Oğluma iş’e gideceğimi anlatırken gözlerim doldu, boğazım düğümlendi. Ben kapıdan çıkarken ilk kez ağladı.

 

duygu.meric.png