anne bebek dostu, işin uzmanı

yeni bir hayata tanıklık etmek; doğum fotoğrafçılığı

Aylarca, belki de yıllarca beklenen bebek geliyor.Hazırlıklar tamam. Bu özel anın mimarı olan anne orada, doktoru ekibiyle yanı başında. Ve baba bu özel anın parçası ve tanığı olmak için yerini almış. Eyvah doğum fotoğrafçısı nerede? Kim ölümsüzleştirecek bu çok özel ve güzel, duygusal anları? Oh neyse ki o da giriyor doğumhaneye bonesini takmış olarak…

Bebeğiyle ilk buluşma anını kim sonsuza dek dondurmak ve saklamak istemez ki? O duygu yüklü anlarda bebeğinizin gözlerinin içine ilk kez bakmışken, o an, zaman dursun istersiniz.

Doğum fotoğrafçılığını son yıllarda sıkça duyar olduk. Nedir doğum fotoğrafçılığı? Doğum fotoğrafçısı kimdir? Kimler doğum fotoğrafçısı olabilir?
 
Doğum fotoğrafçılığı ile ilgili merak edilen herşeyi profesyonel bir fotoğrafçı olan, üstüne üstlük tatlı dilli ve güleryüzlü Şermin İnce ile tatlı tatlı konuştuk. Bu keyifli sohbetimizde gelin siz de bize katılın…
 

Doğum fotoğrafçılığını son yıllarda sıkça duyar olduk. Nedir doğum fotoğrafçılığı? Doğum fotoğrafcısı kimdir?

Doğum Fotoğrafçılığı için, doğuma giden süreçte tüm ailenin yaşadığı serüvenin fotoğraf karelerine aktarılmasını ve ölümsüzleştirilmesini sağlayan son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de oldukça rağbet gören yeni bir fotoğrafçılık dalı denilebilir.Doğum Fotoğrafçısı da tüm bu sürece dahil olan, ailenin yaşadığı bu  mucizevi anları fotoğraflayarak kalıcı hale gelmesini sağlayan, bu konuda eğitim almış  fotoğrafçı  diyebiliriz.

Kimler doğum fotoğrafçısı olabilir?

Doğum fotoğrafçısı olmak için öncelikle Fotoğrafçılık eğitimi almış olmak gerekli ama sadece fotoğrafçılık eğitimi almak yetmiyor tabiki, ayrıca doğum fotoğrafçılığı eğitimi almak da önemli. Doğum fotoğrafçısı olmak dayanıklılık gerektiren bir meslek.  Hem fiziksel hem de ruhsal olarak. Doğum süreci boyunca her daim aileye destek olmak, çoğu zaman annenin en yakınında olup ona moral vermek gece gerçekleşen doğumlarda uykusuz kalmak ama her zaman enerjik olmak gibi güzel ama bazen de zorlayan yanları da var.

Doğum fotoğrafçısı olmak isteyen kişiler hem bu süreçlere uyum sağlayabilmeli hem de profosyonel olarak kendi işini yönetebilmeli. Markasını oluşturup sosyal medyada aktif olmalı her daim  ailelerle iletişimi pozitif  olan ve gerçekten bu işi severek yapabilen biri olmalı.

Fotoğrafçılık bilgisi dışında doğum fotoğrafçılığı eğitiminin kapsamında neler var?

Fotoğrafçılık  eğitimi almış olmak dışında doğum fotoğrafçılığı eğitimi içinde hastanedeki kurallar, ameliyathane de nasıl davranmanız gerektiği gibi konularda da eğitim veriliyor.  Hastanenin hijyen kurallarına uymak ve ameliyathane de nasıl davranmanız gerektiğini bilmek çok önemli.  Teknik bilgiler dışında fotoğrafların photoshop ile işlenmesi, album hazırlamak ve aile ile iletişimden marka yönetiminize kadar bir çok bilgiyi alabileceğiniz bir eğitim.  En önemlisi ise bu eğitim sadece işin küçük bir parçası daha sonrasında sürekli sektörü ve yenilikleri takip etmeniz gerekiyor, eğitim hiç bitmeyen bir süreç çünkü her an yeni gelişmeler olabiliyor ve sizin değişen dünyaya her daim ayak uydurmanız gerekiyor.

Bu mesleğin etik kurallarını düzenleyen bir kuruluş yada meslek odası var mı? Yetkinlik konusunda sertifika veren bir kurum var mı?

Doğum Fotoğrafçılığını sertifikası eğitim aldığınız kurstan edinebiliyorsunuz ama özel olarak kuralları belirleyen bir kuruluş yok. Ameliyathane içi kurallar hastane yönetimi tarafından belirleniyor .

Peki sen nasıl tanıştın fotoğrafçılıkla ve doğum fotoğrafçılığı ile?

Benim fotoğrafa ilgim ortaokul yıllarında başladı diyebiliriz. İlk makinemi aldığım anlardan beri fotoğraf çekiyordum daha sonra bu konuda eğitim almaya karar verdim. Fotoğrafçılık eğitimi aldıktan sonra en yakın arkadaşım doğum yapacağı zaman benim de fotoğraflarını çekip çekemeyeceğimi sordu. İlk deneyimim doğumdan sonra hastane odasında arkadaşımın ve bebeğin fotoğraflarını çekmek üzerine oldu. Bu deneyimi tattığımda benim bu işi yapmam gerektiğini hissettim. Doğum fotoğrafçılığı eğitimi aldım. O  sıralarda yakın arkadaşımın ablası doğum yapacaktı ve yine benim fotoğraflarını çekmemi istediklerini ilettiler ilk normal doğum ve ameliyathane deneyimlerimi de bu sayede yaşamış oldum. Sonrasında ise sayısız doğumda o muciceye ortak olma fırsatını yakaladım.  O anlara tanıklık edebildiğim için de çok mutluyum.

Profesyonel olarak bu işi yapmak için gerçekten sevmek gerekiyor sanırım. Normal doğuma sen de anneyle beraber gidiyorsun, annenin hep yanındasın. Bu konuda sen ne düşünüyorsun?

Kesinlikle sevmek şart. Sevmeden yapılabilecek bir meslek değil ama bir bebeğin doğumuna şahit olup aşkla bu işe bağlanmamak da pek mümkün değil gibi.  Ben doğum sürecinden çok önce aile ile tanışıp görüşmeyi ve onların heyacanına ortak olmayı seviyorum. Hem bu sayede aileyi yakından tanıma imkanım da oluyor. Aile ile tanıştıktan sonra ise her zaman onlara destek olmaya çalışıyorum. Bu anlar bana  inanılmaz keyif veriyor. Doğum gerçekten bir mucize ve ben de o mucizeye tanıklık ederken aile ile mutluluktan ağladığım bile oluyor.

Bu meslekte seni en çok zorlayan şey nedir?

Mesleki olarak zorlanmaktan çok ülkemizde yaygınlaşsa da hala bu mesleğe biraz uzak bakan aile büyükleri çekim yapmamı istemeyebiliyorlar. Onları da bebeğe asla bir zarar gelmeyeceği yönünde ikna etmek gerekebiliyor.

Doktorların ve hastane yönetimlerinin bu ise bakışları nasıl oluyor?

Çoğu hastane son yıllarda sadece belirli fotoğrafçılarla anlaşma ya da kendileri ile çalışan ve başka hastane ile çalışmayan fotoğrafçı seçimine başladı. Bu doğum fotoğrafçıları olarak bizi ve aileyi zor duruma sokan bir durum  yaratıyor. Aile kendi istediği fotoğrafçı ile çalışmak konusunda özgür.  Onların bu en özel anlarında tanımadıkları veya tarzını yakın bulmadıkları fotoğrafçılarla çalışmaya zorlamak yerine seçimlerine saygı duymalarını bekliyoruz.

Doğum çekimlerin bebek açısından bir sakıncası var mı?

Doğum çekimlerinde doğal ışık kullandığı sürece ve hijyen kurallarına uyulduğu sürece bebeğe hiç bir sakınca yok. Benim için öncelik bebeğin ve ailenin sağlığında her zaman. Doktorlar her hangi bir sağlık sorunu olduğunu söylemediği sürece bebeği yormadan genellikle o uyurken ailesi ile fotoğraflarını çekmek ise mutluluk verici.

Doğum fotoğrafçılığının en sevdiğin yanı nedir?

Bu işin en sevdiğim yanı, o heyacanın tam merkezinde olup en yakından tüm sürece eşlik ediyor olmak. Her doğumda aile birlikte heyecanlanıyorum, bebek doğduğu anda ağlayan babaları görünce benim de mutluluktan gözlerim dolabiliyor. İnanılmaz keyifli bir süreç.

Eminim stresli, mutlu, heyecanlı anların yanında komik olaylar da yaşıyorsundur. Hatırladığın komik bir anın var mı?

Yakın zamanda yaşadığım aklıma gelen ilk olay bebeğin baba ile ilk karşılaşma anında bebek henüz giydirilmemişken babanın üzerine çişini yapmasıydı.  Baba ile tüm aile oldukça şaşırmış ve gülmüştü.  Doğum süresince yaşananlar ömür boyu anlatılacak güzel hikayelerden oluşan bir çok anı bırakıyor belleğimizde. 

Benim de tüm bu güzel hikayelerin içinde o anları yaşıyor olmam mesleğimin en güzel yanlarından biri.

Son olarak ne söylemek istersin?

Bu güzel mesleği tanıtabilme imkanı yarattığın için sana  çok teşekkür ediyorum. Ropörtajına katılmak çok keyif vericiydi. Blogunu da büyük bir keyif ile takip ediyorum. Ben de bu sayede bilmediğim bir çok şeyi öğrenme fırsatı yakalamış oluyorum. Takipte kalmaya devam edeceğim.

Yoğun temposunda, bu çok keyifli röportaja zaman ayırdığı için, tatlı dili ve yüksek enerjisi ile sizin enerjinizi de yükselten Şermin İnce’ye çok teşekkür ederim. Şermin İnce hakkında daha detaylı bilgi almak veya portfolyosuna göz atmak isterseniz serminince.com web sitesine buradan erişebilirsiniz.

Sevgiler,

annebebekdostu

Advertisements
anne bebek dostu

baba kucağı nedir? ya da herkesin bildiği ismiyle kanguru’nun faydaları nelerdir?

Burnunuzda bebeğinizin kokusu, göğsünüzde sıcaklığı, heryerde birlikte olmak, onu bir parçanız gibi yapmak hem size iyi gelecek hem de ona…..

Meriç, henüz 1 haftalıkken pazar kahvaltıları ile gezmelere başladık. Bugün 9 aylık, hala her fırsatta geziyoruz. Meriç oldukça meraklı ve sosyal bir bebek, dışarıda olmaktan büyük bir keyif alıyor. İnsanları izlemek, ağaçlara dokunmak, köpekleri gözlemlemek onu çok mutlu ediyor.

Anne ve babası zaten gezmelere doyamıyor. Hal böyle olunca sık sık dışarıda buluyoruz kendimizi.

Sahilde, doğada veya şehirde yürüyüş yapmak, Meriç doğmadan önce de çok sevdiğimiz bir aktiviteydi, şimdi hep beraber yapmak daha büyük bir keyif veriyor. İşten eve geldiğimizde hava çok soğuk veya yağışlı değilse çoğunlukla yürüyüşe veya parka gidiyoruz. Duruma göre Meriç, bazen bebek arabasında bazen de baba kucağında oluyor.

ergobaby-unders

Baba kucağı ne mi? Baba kucağı, benim kanguruya taktığım bir isim. Kanguru ise, ismini, kanguruların bebeklerini keselerinde taşımalarından alan, bebeğinizi üzerinizde taşımanıza imkan veren bir araç.

 İlk aylarda bebekler, annelerinin karnındaki güvenli koşullardan çıkarak geldikleri dünyaya alışmakta güçlük çekerler, kendilerini güvende hissedebilmek için hep anne karnındaki konforu ararlar. Bu dönemde, en kolay kucakta sakinleşirler.Bebeklerin, ebeveynlerinin özellikle annelerinin kucağında gün boyu taşınması aslında yüzyıllardır kullanılan bir yöntem. Dr. Harvey Karp, uzun araştırmalar sonunda yazdığı Mahallenin En Mutlu Bebeği kitabında, sürekli ağlayan yenidoğan bebeklerin sakinleştirilmesinde yüzyıllardır kullanılan kucakta taşıma yöntemini öneriyor. İlkel toplumlarda, bebeklerin sürekli kucakta taşındıkları için hiç ağlamadığından bahsediyor.

Meriç ve benim tecrübelerimiz de bu araştırmayı doğruluyor. İlk aylarda saatlerce kucağımda tuttuğum günler olduğunu hatırlıyorum.

Biz de, Meriç henüz birkaç haftalıkken bir kanguru aldık. Yenidoğan bebeklerin tek iletişimi anneleri ile olduğundan ve her araç ve yöntem anneye atıf yaptığından, baba’ya özel bir şey olsun istedim, kanguruya “baba kucağı’ diye bir isim taktım. Eşimin de çok hoşuna gitti bu baba kucağı, gerçek ismini ise uzun bir zaman sonra öğrenecekti. 🙂

Hamile olduğum dönemde bir arkadaşım (kendisi bir babadır) kanguru alacaksan mutlaka Ergobaby almalısın demişti. Yurtdışı seyahatlerinde kullandıklarını, bel desteği olduğu için daha uzun süre taşıdıklarında bel ağrısına sebep olmadığı eklemişti. O dönem bunu kulak arkası etmiş olmalıyım ki başka bir marka baba kucağı aldık. Zorlu geçen ilk 3 aylık dönemde sanırım araştıracak enerjiyi de kendimde bulamamıştım.

Bir süre bu kanguruyu kullandık, daha doğrusu eşim kullandı. Ben sling kullanıyordum. Sling daha çok evde kullanım için uygun bir yöntem çünkü 5m uzunluğundaki kumaşa hakim olmak ve bağlamak çok da kolay bi iş değil. Eşim ise dışarı çıktığımızda kullandığı baba kucağının onu yorduğundan şikayet ediyordu.

Aylar sonra bir oyuncak alışverişi sırasında raflarda gözüme Ergobaby 360 ilişti. Bu kez araştıracak enerjim vardı. Ergobaby 360 modeli özellikle ilgimizi çekti çünkü bu modelde, bebeğimizi 4 farklı pozisyonda yerleştirmek mümkün. Ön tarafta size dönük, ön tarafta dışa dönük, sırt ve yanda kalça üzerinde olmak üzere, 4 farklı taşıma pozisyonunda bebeğinizi keyifle ve rahatlıkla taşıyabiliyorsunuz. Meriç, en çok ön tarafta dışa dönük pozisyonu seviyor. Böylece etrafı meraklı gözlerle rahatça izleyebiliyor, elleri kolları da serbest oluyor. Biraz büyüdükten sonra sırtta daha rahat edeceğini düşünüyorum. Ergobaby’nin bel desteği ise diğer baba kucaklarına göre çok daha rahat ve güvenli, bel desteğini belinize göre ayarlayabiliyorsunuz, klipsli bir kilit sistemi ile de bebeğinizi ve belinizi güvene alıyorsunuz. Ayrıca belinize, sırtınıza ve omuzlarınıza gelen yükü dengeli dağıttığı için de uzun yürüyüşlerde tam bir ebeveyn dostu. Bebeğiniz Ergobaby’nin içinde, bacakları neredeyse düz olacak şekilde ayrık ve dizler yere paralel pozisyonda duruyor ki bu bebeğiniz için doğal ve tavsiye edilen pozisyondur. Ürünü elime ilk aldığımda giymenin çok zor olacağını düşündüm ancak öyle olmadı, kolayca ayarladım ve Meriç’i içine koydum. Tek başına yapmak da oldukça kolay. Yenidoğanlar için ilave bir minderi var ancak bizim ihtiyacımız olmadığı için almadık. Taşıma şekilleri ve diğer özellikleri ile ilgili daha geniş bilgiye buradan erişebilirsiniz, bir de videosu var ki ben oldukça yararlı buldum.

Biz Ergobaby 360‘dan çok memnun kaldık. Bebeğim kucağımda, ellerim serbest alışveriş yapmak çok keyifli. Yürüyüş yapmak da bir o kadar eğlenceli.

Hatırlatmakta fayda var; bebeğinizin çok uzun süre aynı pozisyonda taşınması önerilmiyor. Baba kucağında taşıma sırasında, özellikle kız bebekler kaka yaptıysa hemen temizlenmesi veya bu şekilde taşımaya son verilmesi tavsiye ediliyor aksi takdirde bebeğinizin idrar yolları enfeksiyonu olma riski belirebilir. Seçeceğiniz ürünün kumaşı kolay temizlenebilir, kir tutmaz ve terletmez olmalı. Bebeğinizi bacakları açık ve serbest olmalı. Bebeğiniz kucağınızda rahat nefes alabilir bir pozisyonda olmalı.

Size de burnunuzda bebeğinizin kokusu, ellere özgürlük, ağrısız bir baba kucağı deneyimi diliyorum.

Sevgiler,

annebebekdostu

Annebebekdostu’nda araştırdığım, kullandığım, beğendiğim, işimi kolaylaştıran ürünlerin markalarına da yer veriyorum ancak beğenmediğim ürünlerin markalarından bahsederek kötüleme kampanyaları yapmıyorum.