anne bebek dostu

organik temizlik

Çocukları için her şeyin en iyisini, en temizini, en doğalını isteyen biz anneler, iş temizliğe geldi mi daha bir titiz oluyoruz sanki.

Ben de ortalama bir Türk annesi kadar titizim diyebilirim.Benim hassas noktam, deterjan kalıntıları. Duş teknesinde, mutfak ve banyo tezgahlarında ve yerlerde kullanılan deterjanların kalıntılarına dokunuyor olmak ve kimyasal kokularını soluyor olmak beni hep endişelendirmiştir.

Tertemiz olmak için kullandığımız kimyasal temizleyiciler, ne kadar yıkarsak yıkayalım bulaşıklarımızdan, çamaşırlarımızdan arınmıyor. Ayrıca sularımızda, toprağımızda birikerek doğamızı yok ediyorlar.

Peki kim bu kötü kimyasallar?

Fosfat: Özellikle denizleri kirletir. Yosun oluşturarak, denizlerdeki oksijeni azaltır. Balık türlerinin yok olmasına sebep olur. Türkiye’de deterjanlarda fosfat kullanımı %15-%30 civarındadır. Avrupa’da %1-5!
Formaldehit: Ürünlerin raf ömrünü uzatmak için çok yaygın olarak kullanılır. Ucuz ama kanserojen bir ham maddedir. Akciğerde ve solunum yollarında tahribat yapar.
Fenol: Taş kömüründen ve petrol türevlerinden elde edilir. Yakıcı ve zehirlidir. Dezenfektan ürünlerde kullanılır. Deriyle temasında şişme, yanma, soyulma ve kurdeşene sebep olur. Mobilya cilalarının çoğunda bulunur.
Perkloretilen : Genelde kuru temizlemede yağ giderici olarak kullanılır. Halı yıkama şampuanlarında sıkça kullanılır. Dermatolojik problemlere, karaciğer ve böbrek tahribatına, sinir sistemi bozukluğuna sebep olur.
Nitrobenzen: Ucuz sabun ve parfümlerde çözücü olarak kullanılır. Son derece zararlı, zehirli ve kanserojen bir maddedir.
Amonyak: Özellikle fırın temizleyicilerde kullanılır. Kanserojendir.
Kresol: Dezenfektanlarda kullanılır. Deri ve solunum sisteminin iç zarları tarafından kolayca emilen zararlı bir kimyasaldır.
Tuz: Temizleme etkisi ve aktif maddesi az olan deterjanlarda bol miktarda bulunur. Ürünleri kıvamlı bir hale getirmek için kullanılır. Cildi kurutur, çatlatır ve kaşıntılara sebep olur.
EDTA (Etilen di amin tetra asetik asit): Suyu yumuşatmak için kullanılan kanserojen bir maddedir. Sıcaklık artışıyla amonyak açığa çıkarabilir.

Paraben : İlaç ve kozmetik sektöründe kullanılan koruyucu bir kimyasal maddedir.Şampuan, saç kremi, nemlendirici krem, tonik, deodorant, parfüm, tıraş jeli, bronzlaşma kremi, makyaj malzemeleri, güneş koruyucusu ve diş macununda bulunur. Parabenlerle kanser arasında nedensel ilişki kurulmamış olmasına rağmen meme kanserine yakalananların tümörlerinde doku başına 20 nanogram paraben tespit edilmiştir.

ve Klor

İşte bunlar, piyasada bulunan pek çok deterjan, temizlik ve hatta kozmetik ürünün içeriğinde bulunan ve uzak durmamız gereken, etiketlerde içerikte bulunmadığına dair ibareler aramamız gereken maddeler.

Peki alternatifi ne derseniz? Alternatifin sırrı doğa’ya ve doğal’a dönmekte. Arap sabunu var mesela. Zeytinyağı sabunları var. Sirke ve karbonat var. Ben duş jeli yerine zeytin yağı sabunu, çamaşır yumuşatıcısı yerine sirke kullanıyorum. Çamaşır deterjanı ve yüzey temizleyiciler için ise artık onlarca marka organik temizlik ürünü üretiyor. 

Organik veya doğal olduğunu söyleyen bir çok marka arasında sizin de benim gibi kafanız mı karıştı?

Bu konuda yaptığım küçük araştırma umarım size bir fikir verir;

Sodasan: Alman menşeili bir marka. Ecocert, Eco Garantie, Vegan sertifikaları var. Ürün yelpazesi oldukça geniş. Konsantre, tüm yüzeyler için uygun olan temizlik sıvısını aldım. Yer temizliği için 10lt suya 3ml kullanmak yeterliymiş.

Friendly organic : Amerikan menşeili bir marka. Amerikalılar sertifikalandırmada öncü olduğundan markanın sertifikası bol; USDA certified biobased products, Safer Choice, Eco Control, USDA Organic, ICEA, Vegan. Birçok ürün ABD üretimi olmakla birlikte Bebek şampuanının üretim yerinin İtalya olduğunu farkettim. USDA organik içerik yüzdesini de gösteren bir sertifika olduğundan markanın farklı ürünleri için farklı yüzdeler görebilirsiniz. Bebekler için çamaşır sıvısını denemiş, memnun kalmıştım. Kokusuz olması benim için ayrıca cezbedici.

Turmepa:  Turmepa kuruluş itibari ile ticari bir üretici olmadığı için size biraz bahsetmek isterim. DenizTemiz Derneği/ TURMEPA, ülkemiz kıyı ve denizlerinin korunmasını ulusal bir öncelik haline getirmek ve gelecek nesillere temiz denizlerin kucakladığı yaşanabilir bir Türkiye bırakmak amacıyla, 8 Nisan 1994 yılında Rahmi M. Koç’un kurucu başkanlığında, Deniz Ticaret Odası ve bir avuç deniz sevdalısıyla birlikte başlatılmış bir sivil toplum hareketidir. Doğal ham maddelerden elde edilen, suda biyolojik çözünürlüğü olan, doğada biyolojik birikme yapmayan, ayarlı köpüğü sayesinde kolay durulama sağlayarak su tasarrufuna imkan veren ve ambalajları geri dönüşümlü ürünler sunuyor.Ürünlerin satışından elde edilen gelir, deniz kirliliği ile mücadele amaçlı projelerde kullanılmaktadır. Doğaya duyarlı, yerli bir ürün olması sebebiyle ayrıca gönlümü kazanmış bir markadır. Araştırmalarımda herhangi bir sertifikasyona ulaşamadım. Ürün fiyatları diğer markalarla karşılaştırdığımda oldukça ulaşılabilir. Sıvı çamaşır deterjanını kullandım kalitesini tatmin edici buldum, bulaşık makinası jelini de aldım ancak kullanma fırsatım henüz olmadı.

Ecos3: Ürünlerini, bitkisel bazlı, yumuşak ve yüksek performanslı ham maddelerden ürettiğini beyan ediyor.Ürünleri, biyo-çözünür formülleri sayesinde, doğada %90-95 oranında parçalanırlar ve suda ve toprakta zehirli atık oluşturmazlar. Ecos3 markası da yerli bir marka ve fiyatları oldukça makul. Vegan sertifikaları var. Mutfak için yağ çözücü spreyini denemiş memnun kalmıştım, kokusuz çamaşır suyu da arkadaşımın favorisi.

Sonett: Ürünler enzimler, petrokimyasal tensidler (yüzey aktif maddeler), kokular, boyar maddeler, sentetik koruyucular, ağartma aktifleştiricileri, gen teknolojisi ve nanoteknoloji ile elde edilen maddeleri içermezler. Eco Control, Eco Garantie, Vegan sertifikaları var. Sonett 1977’den beri organik üretim yapan bir Alman markası. Tüm yüzeyler ve camlar için olan spreyini, mama sandalyesini temizlemek için kullanıyorum, memnunum. Bu ürünü ayrıca odanızın kokusunu tazelemek için de kullanabiliyorsunuz.

Frosch : 1986 yılında, Almanya’daki çevre konularına farkındalığın yükselişte olduğu yıllarda kurulmuş bir Alman firmasıdır. 2011 yılında 10. kez Almanya’da en güvenilir marka seçilmiştir. EU Ecolabel çevre dostu ürünler sertifikası dışında yenilenebilir enerji ve geri dönüşüm konularındaki diğer sertifikalarının detaylarına buradan erişebilirsiniz. Sirke özlü çok amaçlı temizleyici favorilerimden. Banyo vitrifiye ve bataryaları pırıl pırıl oluyor, tortu da bırakmıyor.

Mom’s Green: Marka, Y.Çevre Mühendisi Işık Kırgız tarafından 2013 yılında hayata geçmiştir. Mom’s Green ürünleri, parfüm, boya, SLS, paraben, fosfat, klor, amonyak gibi kimyasallar içermiyor. Eco Garantie ve Vegan sertifikaları var. Çamaşır deterjanını kullanıyorum.

Aslında daha pek çok farklı marka organik temizlik ürününü piyasada bulmak mümkün. Yukarıda denediğim ve memnun kaldığım ürünlerden örnekler verdim. Piyasada ürünlerini organik olarak adlandırmayan ancak paraben, SLS ve SLES içermeyen bebek hijyen ürünleri  sağlayan markalar da var. Unibaby , Nuk, Benim (Vegan sertifikası var) bu markalardan birkaçı.

Bu ürünlerin birçoğunu, her markette görmediğiniz için zor bulunduklarını veya erişilemez fiyatlarda olduklarını düşünmeyin. Eğer alışverişlerinizde dikkatle bakarsanız, bebek ürünleri satan mağazalarda, büyük marketlerde ve organik ürünler satan yerlerde kolayca bulunabildiklerini fark edeceksiniz.

NOT: Kötü kimyasallar hakkındaki bilgilerin derlenmesinde Ecos3.com adresindeki bilgilerden yararlandım.

“Ingiltere’deki hayat tozpembe mi?” YOUTUBE KANALIMIZ OPTIMUM ‘daki videomuzu burayı tıklayarak izleyebilirsiniz.

anne bebek dostu, çocuk gelişimi

AnneBebekDostu aktiviteler: yoga

O minik yürek bir fasulye tanesi iken annelik serüvenim başladı. İlk günden itibaren oğlum hayatımın bir parçası oldu. O’nu ilk günden itibaren bir birey olarak kabul ettik hayatımıza.Annebebek aktivitelerimiz de ben hamileyken başladı;  birlikte iş seyahatlerine gittik, ailecek yürüşlere çıktık, bol bol sohbet ettik, yoga yaptık.

İki yıldır yoga yapıyordum, hamileliğim süresince de yogaya devam etmek istedim. Yoga, doğuma hazırlık için harika bir yöntem. Hamilelik boyunca ihtiyacımız olan dayanıklılığı bize verirken aynı zamanda vücudumuzdaki gerilimi azaltıyor, vücudumuzu ve bebeğimizi dinlememiz için de bize fırsat veriyor. Araştırmalar, tavsiyeler derken sonunda Emirgan’da yer alan Do-um ile tanıştım. (Alternatif olarak Cihangir Yoga‘da da hafta içi gündüz saatlerinde ve cumartesi günleri hamile yogası dersleri var. ) Do-um’da hafta içi bir gün akşam (çalışan anne adayları için ideal) ve cumartesi sabahları “hamile yogası” dersleri var. Oğlumla birlikte, hamileliğim süresince hamile yogası derslerine katıldık. Bir yandan oğlumla yakınlaşırken, diğer yandan anne adayları ile sosyalleştim.

Doğumdan sonra ise anne ve bebeklerini daha da yakınlaştıran, bebeklere anneleri ile yapacakları pozlarla gelişim ve rahatlama fırsatı verirken, annelere sosyalleşme imkanı veren bir başka aktivite ise “anne-bebek yogası”Derslere, bebekler 6 haftalıktan itibaren katılabiliyor. Minik Yogi’m 2.5 aylık olduğunda ilk  derse katıldık. Dersleri,  bebekler ve anneleri şarkılar eşliğinde yapıyor. İç seslerini dinliyor, vücutları ile ilgili farkındalıkları artıyor, rahatlıyorlar. Bebekler ders süresince bazen mırıldanıyor, bazen gülüyor bazense yalnızca emmek istiyorlar. Derslerde anneler de bebekleri de oldukça rahat. Dersler beslenme ve dinlenme ile tamamlanıyor bu sırada farklı dillerde ninniler bazı bebekleri uyuyor. Biz anneler ders çıkışında bebeklerimizle bazen sahile iniyoruz bazen Emirgan parkına gidiyoruz. Hem hava alıyoruz, hem de hangi doktora gidiyoruz?, ek gıdaya geçtik mi? BLW yapıyor muyuz? Uyku eğitimi ne zaman başlamalı?  gibi konularda hayata dair 🙂  sohbet etme şansımız oluyor.

fbee465b-4baa-4e42-9b28-1f0171572fbf

Annelerin, bebekleri ile birlikte yapabilecekleri daha pek çok aktivite var. Daha sonraki yazılarımda birkaçından daha bahsedeceğim. Benim oğluma birlikte yapmaktan en çok keyif aldığım aktiviteler; onu öpmek, koklamak, her anını ölümsüzleştirmek için fotoğraflarını çekmek, birlikte kek yapmak, yürüyüşe çıkmak, alışveriş yapmak, sohpet etmek, birlikte şarkı söylemek, kitap okumak………..

Sizin birlikte yapmaktan en keyif aldığınız aktiviteniz nedir?

 

anne bebek dostu

AnneBebekDostu şirketler

Ülkemizde kadın olmak zor, çalışan kadın olmak daha zor, çalışan anne olmak çok daha zor. Çalışan annelerin gücüne inanan ve motivasyonunu ile performanslarını yüksek tutmak için anneleri birçok anlamda destekleyen şirketlerin sayısının her geçen gün artması ise oldukça sevindirici.

Şirketlerin sağlamış olduğu AnneBebekDostu uygulamalardan biri de esnek çalışma saatleri. Esnek çalışma saati deyince (özellikle inşaat sektöründe) ucu açık mesai saatleri gelmesin aklınıza. Sözünü ettiğim esnek çalışma saati, günlük 8 saat çalışmayı esas alan bir uygulama. Mesai saatinizi 07:00-18:00 aralığında tutmak ve 8 saat çalışmak koşulu ile çocuğunuzun doktor randevusu için öğlen aranızı 3 saate uzatabilirsiniz. İnanması güç biliyorum ama Türkiye’de bu şartlarda çalışma imkanı sunan şirketler var. Onlar bu uygulamaya AnneBebekDostu demiyor olabilir ancak bana kalırsa uygulama tam bir AnneBebekDostu. ING Bank genel merkezi, esnek çalışma saati sunan şirketlerden biri.

Doğum sonrası işe tekrar adapte olmak zor olabilir, bazı şirketler bu süreci kolaylaştırmak için belli bir süre annelere yarı zamanlı çalışma imkanı sunuyor. Anneler, akılları bebeklerinde kalmadan işe dönerek bu süreci yönetmiş oluyorlar. 2016 yılı başında çıkan 6663 sayılı kanun, ilk doğumda annelere doğum izni sonrasında 2 ay, 2. doğumda 4 ay ve sonraki doğumlarda 6 aya kadar yarı zamanlı çalışma imkanı sunuyor.

Çalışan annelerin hayatını kolaylaştıran bir başka uygulama da evden çalışma. Günümüzün teknolojik nimetlerinden sonuna kadar faydalanarak, evden çalışmak hatta toplantılara bile katılmak mümkün. Tabiki her işin doğası farklı, her işte evden çalışmak mümkün değil. Ama böyle işler ve hayatlar var bunu bilmek de güzel.

Şirketlerin çalışanlarına sağladığı en yaygın olanak (yaygın kelimesi en sık rastlanan uygulama anlamında kullandım, bu desteği veren şirket sayısı hala oldukça az.) kreş desteği. Bazı şirketler kendi bünyelerinde kreş imkanı sunarken bazı şirketler ise bunu finansal destek olarak sağlıyor. Bunların dışında benim önerim; bünyesinde tüm çalışanlarının çocukları için tam zamanlı kreş desteği sunma imkanı bulunmayan şirketlerin en azından çocukların okula gitmediği günlerde, ailelerin yardımcılarının izinli olduğu veya çocukların hasta olduğu günlerde gelebilecekleri gündüz bakım desteği sağlayan bir ünite sağlayabilirler. Böylece bu durumlarda ebeveynlerin aklı çocuklarında kalmaz, odakları işinde olur.

Avrupada annelerin 2 yıla kadar babaların ise 6 aya kadar ücretsiz ebeveynlik izni kullanabildiği ülkeler varken, bizim ülkemizde işini koruma kaygısıyla anneliği ikinci plana atarak, çok çalışarak çocuklarına gelecek sağlama derdinde olan ebeveynler var. Neden ikisi aynı anda olmasın ki? Neden kariyer de çocuk da yapılmasın?

AnneBebekDostu şirketlere örnek oluşturacak kuruluş isimlerini  yorum kısmında paylaşırsanız, diğer şirketlere ilham, annelere çalışma hayatında cesaret vermiş olursunuz.

Kadın gücüne inanan şirketlerin artması, annelere çocuklarını ilgi ve sevgiyle büyütme fırsatı verilmesi, mutlu anneler, mutlu çocuklar, mutlu bir toplum dileğiyle….

Sevgiler..

 

anne bebek dostu, çalışan annenin el kitabı

kadın olmak..

Kadınsanız, üstelik çalışan bir kadınsanız, üstüne üstlük bir de anneyseniz o zaman siz de bir süper kahramansınız demektir.

Beyler alınmasın, kadın evriminin erkeklerinkinin bir adım önünde olduğuna inanırım. Kadınlar erkeklere oranla daha nadir kalp krizi geçirir, kadınların ortalama ömürleri erkeklere oranla daha uzundur, kadınlar, yeni ortamlara, yeniliklere daha kolay uyum sağlarlar, aynı anda çok şey düşünüp, birçok şeyi de aynı anda yaparlar. Sorumlulukları da erkeklerden çok daha fazladır. Bu sorumluluk kısmı hep kafamı kurcalamıştır; kadınlar, birçok şeyi aynı anda ve iyi yapabildikleri için mi sorumlulukları daha fazla yoksa toplumun yüklediği sorumluluklara yetişebilmek için mi süper yeteneklerle donanmışlar?

Kadınlar evde bir eş, bir şef, bir eğitmen, bir psikolog, bir dost, bir yönetici ve daha pek çok şeydirler. Evden birkaç saat  ya da birkaç gün ayrıldıklarında yalnız evde herşey karışmakla kalmaz aile bireylerinin günlük yaşantıları da bundan nasibini alır. Kadın düzenler, pişirir, temizler. Kadın evdeki enerjidir. Kadın birleştirendir, kadın bir arada tutandır.

Kadın annedir. Anne, geleceği yetiştirendir. Bazı anneler “birey” bazılarıysa (hiç büyümeyen) çocuklar yetiştirir. Anneler yetiştirdikleri çocuklarla içinde bulundukları toplumu, toplum yapanlardır. Anne sosyal yaşamın temelidir. Eğitimli, bakımlı, çalışkan, güçlü anneler; eğitimli, bakımlı, çalışkan, güçlü toplumlar demektir.

anne bebek dostu

AnneBebekDostu fikirler

Annelerin ve bebeklerinin hayatlarını, güzelleştiren, kolaylaştıran her uygulama AnneBebekDostu olarak adlandırılabilir. Bu, gittiğimiz restaurantta anne ve bebeğin ihtiyaçlarını karşılayabilecek konforlu bir anne&bebek odası da olabilir, iş yerinizin sağladığı kreş desteği veya hastanenizin sağladığı emzirme desteği de olabilir.

Bu kavram, öncelikle sağlık sektöründe anne bebek dostu sezaryen ve anne dostu hastane olarak kullanılmaya başlamıştır. Anne bebek dostu sezaryen, annenin doğuma uyanık olarak (epidural anestezi ile) katılması ve bebeğin doğar doğmaz annenin tenine çıplak olarak bırakılması (tentene temas*) ile anne bebek bağlanmasının ilk adımlarının atıldığı doğum olarak özetlenebilir. Anne dostu hastane programı ile ilgili detaylı bilgiye sağlık bakanlığının web sitesinden erişebilirsiniz.

Sizin de kendi tecrübelerinize dayanarak bir annebebekdostu fikriniz varsa yorum kısmında paylaşırsanız harika olur.

 

*tentene temas ile ilgili Geb-be Pınar Şenyüz Mallı’nın 2016 bebek konferansındaki konuşmasını dinlemenizi tavsiye ederim.

 

 

anne bebek dostu

merhaba anne..

7 yıl sürdü balayımız. Gezdik, gördük, yedik, içtik, eğlendik, öğrendik, çalıştık, çalıştık, çalıştık…

Sonra birgün evrene hazır olduğumuzu fısıldadık. Çok geçmeden hayat bize en güzel süprizini yolladı.

9 ay, kimi zaman telaş, bazen endişe, çok çok heyecan ve bol bol mutlulukla geçti. Hayatımda beslenmediğim kadar iyi beslendim, her gün yürüyüşler yaptık, bol bol gezdik, dostlarla iyi vakit geçirdik ve yine yoğun yoğun çalıştım. 6.5 aylık hamileyken yurtdışı iş seyahatine gittim. Öncesinde de her hafta iş seyahatleri yaptım. “Allah kurtarsın” dendiğinde bozuluyordum.Hiç anlamadım neden öyle dendiğini. Hasta değildim ki. Hamileydim. Çok sağlıklı, huzurlu ve mutluydum. Hamileliğim çok güzel geçti, ben onu bir hastalık olarak görmedim, o da bana tüm güzelliklerini sundu. Herşeyden önce çok olumlu bir ruh halindeydim, ben izin vermedikten sonra kim keyfimi kaçırabilirdi. Daha az sinirlendim, daha az söylendim.

7 ay kaldı, 3 ay kaldı, 4 hafta kaldı derken geldi çattı 40. hafta. 40. hafta geldi ama oğlum gelmek için kendini pek hazır hissetmiyordu. Biz de ona ihtiyacı olan zamanı verdik. 40hafta+2gün, 40hafta+4 gün derken 40 hafta + 6.gün “tamam ben hazırım” dedi. Ama bekleyiş henüz bitmemişti, heyecan ise doruktaydı. 10 saat, 15 saat, 20 saat derken 28 saat süren kasılmaların (sancı demek istemiyorum, dayanılmaz ağrılar çağrıştırıyor. Süreç benim için gayet iyi geçti) ardından sezeryanla sonuçlanan doğum.

Ve.. Merhaba Anne……..

9O6A7125

Doğumhanede tanıştık hayatımın anlamı ile. Zaman durdu, hayat durdu ve yalnızca biz vardık. Aklım da durdu kalbim de sanki, kulağımda bir uğultu ve bir ağlama daha doğrusu “merhaba anne” diye çınlayan oğlumun sesi. Benim aklımdan geçen tek şey “sen gerçek misin? sen benim oğlum musun?” Hayat gerçekten mucizelerle doluydu ve en inanılmazı benim kollarımdaydı.

 

anne bebek dostu

merhaba hayat

9O6A7072Sıcacık sarılıp sarmalanmıştım, huzurlu ve güvenli bir yerdeydim. Beni rahatlatan uğultular vardı bir de annemin yumuşak sesi. Her gün benimle konuşuyordu, nereye gittiğimizi, neler yapacağımızı, neler yiyeceğimizi anlatıyordu. Doğduğumda birlikte neler yapacağımızdan bahsedip gülüyordu. Mutluydu. Günden güne büyüyordum. Her gün yeni bir yerimi keşfediyordum. Mutluydum.

Düzenli olarak doktor kontrolüne gidiyorduk. Annemle babam her seferinde çok heyecanlanıyorlardı beni görecekleri için ancak ben hep saklanıyordum. Büyük bir sürpriz planlıyordum.

“40” hafta göz açıp kapatıncaya kadar çabuk geçti. Annemle çok güzel beslendik, bol bol balık yedik, yogaya gittik, her gün sahilde uzun yürüyüşler yaptık, babam da bize katıldı. Annemle sık sık iş seyahatlerine gittik; bir hafta Viyana’daydık bir hafta Bodrum’da. Keyfim yerindeydi.

Annemin karnında huzurlu ve mutluydum, annem de halimizden memnundu.Ancak babam artık dünyaya gelmem gerektiği konusunda ısrarcıydı. Nihayet 41. haftanın sonunda artık dünyaya gelmeye hazır olduğumu anladım. Annemi önce hafifçe dürttüm “ben geliyorum”. Annem çok heyecanlandı, babam çok telaşlandı. Önce evde dakikalar sayıldı, annem “tamam” dedi. Güneş de huzurlu bir pazar gününe doğmuştu, sıra bendeydi. Sonra hastaneye gittik ancak bekleyiş devam etti, hazırlanmam uzun sürdü.

Pazartesi günü sabaha karşı, uzun ve heyecanlı bir yolculuğun ardından uğultular birden kesildi, çok ama çok ışık vardı, heyecanlandım çişim geldi, koyverdim gitti.

Sonra tanıdık bir ses duydum, yumuşacık sarıp sarmaladı beni. Anladım ki artık annemin kollarındaydım.

Merhaba hayat ben geldim.