anne bebek dostu, çocuk gelişimi, kitaplık

Korktum, Kızdım, Mutlu Oldum

7B2C41CB-4DE9-4AA3-8909-2172E148641F

2-4 Yaş arasındaki çocukları, farklı duygularla tanıştıran bu kitabı, ben de en az 2 yaşındaki oğlum kadar sevdim.

Hangi olaylar onları mutlu eder, hangi durumlarda öfkelenirler, ne zaman ağlarlar? “Korktum, Kızdım, Mutlu Oldum” çocukların farklı duyguları tanımalarına olanak sağladığı gibi duygular arası geçişler de yaşadıklarına, yüz ifadelerinin ve beden dillerinin nasıl değiştiğine de dikkat çekiyor.

Duygularımızı yok saymak veya bastırmak yerine, onların farkına varırsak ve o duyguda bizde ne gibi değişimler meydana geliyor anlarsak duygularımızı yani kendimizi yani ilişkilerimizi daha iyi yönetebiliriz. Duygularımızı tanımayı, anlamayı ve yönetmeyi ne kadar erken öğrenirsek, hayat erken yaşlardan itibaren o kadar kolay olur.

Hayatla ilgili çok güçlü bir inancim var; hiçbirzaman herhangi bir şey için geç değildir. O yüzden bu kitabı çocuklarımızla okurken kendimiz için de çok iyi bir şey yapmış olacağız. 🙂

Keyifli okumalar…

annebebekdostu

NOT: Kitabı, Adore oyuncakçılarda bulabilirsiniz.

Advertisements
kitaplık

insanın anlam arayışı

“İnsanın Anlam Arayışı”,  Avusturyalı psikiyatrist Viktor E. Frankl’ın kurucusu olduğu logoterapi’nin ilkelerini anlattığı bir kitap.

Siz, yukarıdaki cümleden, kitabın dili ağır bir teknik kitap olduğu sonucunu çıkarmadan önce şunu söylemeliyim; bu kitap 30’un üzerinde dile çevrilerek 15 milyondan fazla bir okuyucuya ulaşmış.

Kitabın ilk bölümünde, yazar İkinci Dünya Savaşı’nda esir düştüğü Auschwitz Kampı’nda yaşadıklarını akıcı bir dilde paylaşıyor. Bazı bölümler, okurken içinizi eziyor.

Viktor E. Frankl kitabı yazma sebebini şöyle açıklıyor: ” İstediğim tek şey somut bir örnek yoluyla okura, yaşamın her durumda, hatta en acınası durumlarda bile potansiyel bir anlam taşıdığını anlatabilmekti.”

“…. Yaşamında hiçbir anlam, amaç, hedef göremeyen ve bu nedenle sürdürmeyi anlamsız bulan kişinin vay haline…..”

Gelecek için bir hedef koymak ya da hayatınıza bir anlam yüklemek sizin elinizde. Hayatta yapılacak bir seçim her zaman vardır.

Umut varsa yaşamın anlamı da vardır.

Hayatın anlamı, belki çocuğunuzda, belki eşinizde, belki işinizde,belki müzikte, resimde belki de sporda. Belki de hala arıyorsunuz ?

Sizin hayatınızın anlamı nerede?

 

 

Bu fırsatı değerlendirip, bu kitabı bana hediye eden, onu tanımış olmayı bir ayrıcalık ve bir şans saydığım, çok değerli, çok entellektüel, çok hayat dolu, executive coach aynı zamanda cazkolik.com kurucusu  Tunçel Gülsoy’a çok teşekkür ediyorum.

kitaplık

kişisel marka (Brand Aid)

AnneBebekDostu kitaplıkta, kişisel markanın önemine dikkat çeken bir kitaptan söz etmek istiyorum.Kitabın orijinal ismi Brand Aid, yazarları Larry G. Linne ve Patrick Sitkins. Türkçe çevirisini bulamadım. Kitabın ana fikrini dilim döndüğünce özetlemeye çalıştım. İlginizi çekerse kitabın tamamını okumanızı tavsiye ederim. Kitabın dili oldukça akıcı ve içinde ilginizi çekeceğini düşündüğüm bazı hikayelere yer verilmiş.

Çalışan biri, patron, ev hanımı ve/veya anne olarak hepimizin bir kişisel markası var. Bazılarımız bu markayı iyi yöneterek başarılı olurken, bazılarımız da markalarının onları yönetmesine izin verirler.

İlişkilerin, başarılı olmamızdaki etkilerinin çok büyük olduğu dünyamızda iyi yönetilen kişisel markanın, kişisel başarılarımız üzerinde büyük ve olumlu etkisi vardır.

Şirketlerin olduğu gibi kişilerin de marka değeri vardır. Hatta kişisel markamızın çalıştığımız şirketin markası üzerinde katma değeri vardır.

Kişisel Marka Nedir?

Kişisel markamız, kıyafetlerimiz, davranışlarımız, ses tonumuz, jest ve mimik kullanımımız, sosyal medya paylaşımlarımız, iş arkadaşlarımız, dostlarımız ve ailemiz ile olan iletişimimizin bütünüdür. Özetle “Kişisel Marka” insanların bizim hakkımızda düşündükleridir.

Ve hakkımızdaki bu fikir ve izlenimler genellikle çalıştığımız pozisyondan, bitirdiğimiz okullardan ve biriktirdiğimiz sertifikalardan çok daha önemlidir.

2

Kişisel marka evde başlar, sosyal hayatımızda ve iş hayatımızda hep bir adım önümüzde bizimle beraberdir.

Kişisel marka yaratmak..

“Hayat kendinizi bulmakla ilgili değildir, kendinizi yaratmakla ilgilidir.” George Bernard Shaw

1

İnsanlar, tanıştığınız ilk 30 saniyeyi sizin hakkınızda bir fikir oluşturmak için harcarlar. Kişisel markanızı yaratmak kolay, değiştirmek ise çok zordur. Bu yüzden ilk 30 saniyeyi iyi kullanmak gerekir.

Karşı tarafa verdiğimizi düşündüğümüz imaj ve karşı tarafın bizim hakkımızdaki düşünceleri farklı olabilir. Gelişigüzel tepkilerimiz, karşı tarafa vermek istediğimizden ya da verdiğimizi sandığımızdan farklı bir mesaj gönderiyor olabilir. Başkalarının hakkımızdaki düşüncelerini yüzde yüz değiştiremesek de bizi nasıl gördüklerini etkilemek bizim elimizde.

Harika bir marka için 7 adım;

  1. İnsanların sizin hakkınızda olumlu ve olumsuz ne düşündüğünü öğrenin. Çevrenizdeki insanlardan geri bildirim alın. Olumluların yanında olumsuzları da almaya çalışın.
  2. İşinizdeki ve özel hayatınızdaki hedeflerinizi belirleyin. Bunu yaparken spesifik olun. Hedeflerinize ulaşmak için hangi özelliklere ve niteliklere ihtiyacınız var belirleyin.
  3. Mevcut markanız ve hedeflediğiniz marka arasındaki farkları ortaya koyun. Hedefinizdeki markaya ulaşmak için gelişmesi ve değişmesi gerekli alanları belirleyin.
  4. Markanızı etkili bir şekilde yönetmek için vermek istediğiniz mesajda net olun ve aldığınız her aksiyonun markanız üzerinde etkisi olduğunu unutmayın.
  5. Markanızı nerede ve nasıl sunacağınıza dikkatli karar verin ve birbiriyle tutarlı olmasına özen gösterin.
  6. Markanızı korumak için ne yapmanız gerektiğini listeleyin. Markanıza nelerin zarar verebileceğini listeleyin ve o alanlarda dikkatle hareket edin.
  7. 6 aylık periyotlarla markanızı gözden geçirin ve ilk 6 aşamada gerekli değişiklik ve iyileştirmeleri yapın.

İnsanlar ne söylediğinizi hatırlamayabilir ancak onlara ne hissettirdiğinizi unutmazlar.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                             

                                             

kitaplık

Ina May’in doğuma hazırlık rehberi

Kitabın yazarı olan Ina May Gaskin, dünyaca tanınmış bir ebe. Kocası Stephen ve 250 genç insanla birlikte Tennessee’de kurduğu The Farm topluluğu ile dünyanın dikkatini doğal doğuma çekmeyi başarmıştır.

Ülkemizde en yaygın doğum yöntemi ne yazık ki hala sezaryen olsa da son yıllarda doğum sürecinde uyanık kalmak ve o anı yaşamak isteyen anneler sayesinde normal doğum yeniden tercih edilmeye başladı.

Kitapta anlatılan doğal doğumun, normal doğumdan farkı, hastane yerine ev ortamının doğal koşullarında gerçekleştirilmesi, eşlerin de doğuma aktif olarak katılmasıdır.

Ina May, kitapta  onlarca doğal doğum hikayesine yer veriyor ve doğal doğumun anne ve bebek için faydalarına dikkat çekiyor. Ina May, kitabın asıl amacını kadın bedeninin hamilelik sürecindeki ve doğumdaki gerçek kapasitesini öğrenme yolunda bir davet olarak ifade ediyor.

Kitabı, hamileliğimin son günlerinde okudum. Dürüst olmak gerekirse başlangıçta, bazı hikayeleri yaklaşan doğumun heyecanından olsa gerek ürkütücü buldum. Ancak sayfalar ilerledikçe o çok duygusal hikayeler içimi ısıttı, gözlerim dolarak okudum.

Hamileyseniz, normal veya doğal doğum düşünüyorsanız ya da yalnızca doğum ile ilgili bilgilenmek istiyorsanız bu kitabı kütüphanenize katmanızı tavsiye ederim.

5993373d-81e2-489d-b174-cd6731ec61ce

 

kitaplık

mahallenin en mutlu bebeği

Mahallenin en mutlu bebeği kitabının yazarı Harvey Karp bir çocuk doktoru.

Dr. Harvey Karp kitapta, yeni doğmuş bebeğinizin ağlamasını durdurmanın ve daha uzun uyumasına yardım etmenin yöntemlerinden bahsediyor.

Dr. Harvey Karp’ın araştırmaları, ilkel toplumlardaki bebeklerin hiç ağlamadıkları tezini temel alıyor ve bu toplumlardaki annelerin yöntemlerini inceliyor.

Kitapta ele alınan konuları şöyle özetleyebilirim;

  • ilk 3 ay bebeğinizin dünyaya alışma dönemidir.
  • ağlayarak size ihtiyaçlarını söylemeye çalışıyordur.
  • acıktıysa doyurun, altını ıslattıysa bezini değiştirin, kendini yalnız hissediyorsa kucağınıza alın, üşüdüyse daha kalın giydirin.
  • peki tüm ihtiyaçları karşılandı ve ağlamaya devam ediyorsa? dünyaya alışması için ona annesinin rahmindeki konforu sağlamaya çalışın
  1. kundaklayın, sıkıca sarmalayın
  2. yan ya da yüzükoyun yatırın
  3. şşşşşş sesi – yüksek ve monoton gürültü çıkarın (white noise bu işi görüyor)
  4. ritmik olarak sallayın
  5. emzirin ya da emzik verin

ve tüm bunları belirtilen sıra ile yapın.

daha fazlası için kitabı okumanızı ya da en azından bir göz atmanızı öneririm.

745cf8a2-fa37-48d5-9a68-93a499427ef5