anne bebek dostu, annebebekdostu tatil

plansız bir tatil @Thassos

Bundan birkaç yıl öncesine kadar, tatillerimizi dakika dakika planlar, araştırır, notlar alırdık; nerede kalmalıyız? ne yemeliyiz? kalacağımız otelin parklara, plajlara, müzelere mesafesi nedir? gezeceğimiz şehirler arası kaç km? otel rezervasyonları ve uçak biletleri aylar öncesinden hazır edilir, bavullar günler öncesinden hazırlanırdı.

Son birkaç yıldır ise tatile çıkacağımız tarihe bile son birkaç gün kala karar veriyoruz, plan ve rezervasyon yapmıyoruz. Yaptığımız tek şey pasaport ve vizelerimizi hazır etmek.

Bu bayram da aynı şekilde tatile çıkınca, bizim gibi dakik, planlı ve disiplinli insanların tatil konusunda nasıl bu kadar plansız davrandığını düşündüm. Aslında cevap basitti. Gündelik hayatlarımızda, günümüzü, işimizi, evimizi planlamak ve düzende tutmak için çok enerji sarf ediyoruz, bir yerden bir yere yetişmek için koşturuyor, dakikaları hesaplıyoruz, işte bu yüzden yılda bir kez bile olsa plansız hesapsız bir şeyler yapmak bize iyi geliyor.

Bu tatiller için çok hayal kurmadığımız, plan yapmadığımız için de günün getirdikleri, sürpriz değil tatilimizin bir parçası oluyor. 

Bu yıl geçtiğimiz yıllardan küçük bir farkla çıktık tatile. Ailemize katılan yeni bir birey ve mini cooper’ımızla düştük yollara. Tatilden önceki perşembe günü, eşim apar topar bir iş seyahatine gitti, cumartesi öğlen döndü. Bu bizi engellemedi, hemen işe koyulduk, 2-3 saatte seyahat hazırlıklarını tamamladık. 2 yetişkin için 1 kabin boy bavul, Meriç için 1 kabin boy bavul, 1 bez çantası, 1 günlük çanta, 1 oyuncak çantası, 1 de yemek çantası 🙂

Henüz 9 aylık olduğu için dışarıda özellikle tuz ve şeker içermeyen gıdalar bulmak zor olduğundan şimdilik yemeklerini evde hazırlayıp yanımızda bulunduruyoruz. Meriç dışarıda olmaktan çok keyif alıyor. Oyuncaklardan çok, insanlara, araçlara, ağaçlara, hayvanlara ilgi gösterse de sevdiği bir kaç oyuncağını da yanımıza aldım. Tatilden 1 hafta önce başlayan ishal, tatilde de devam ettiğinden bol miktarda bebek bezi de yanımızda aldık. 

Yola çıktık. Nereye mi gidiyoruz? Henüz tatil planı yok. İstikamet Lüleburgaz. Öncelikle babaannemi, dedemi, anneannemi, dedemi, annemi, babamı görüp ön bayram kutlamalarımızı yapıyoruz. Yolda bol bol hapşuruyor sonra da nezle oluyoruz.

Şimdi nereye? Hadi o zaman yine Yunanistan’a Thassos’a gidelim. Aracımızın yeşil sigortası (uluslararası trafik sigortası) yok. Olsun gümrük kapısında hallederiz. Otel rezervasyonu mu dediniz? Onu zaten adaya varınca çözeceğiz.

İşte böyle doğaçlama başlayan tatilimiz harika geçti. İshal, nezle, halsizlik yakamızı tatilde de bırakmadı ancak bizi durdurmaya, keyfimizi kaçırmaya gücü yetmedi.

Thassos tatil notları;

Adaya aracınızla gitmenizi veya araba kiralamanızı öneririm. Adanın çevresi yaklaşık 80-90km. Yollar düzgün ancak virajlı. 

Gümrük geçişinde ehliyetinizi yenilemişolmanız veya Turing’den beynelminel ehliyet (ehliyetin farklı dillere çevirisi) almanız gerekiyor. Ehliyeti değiştirmek hem daha ekonomik hem de beynelminel ehliyeti her yıl vizeletmeniz gerekiyor.

Aracınıza yeşil sigorta olarak adlandırılan uluslararası trafik sigortası yaptırmanız gerekiyor. Tatile çıkmada kasko acentenizden yaptırabilirsiniz veya gümrük kapılarında da yaptırabiliyorsunuz. Ancak her gümrükte Turing acentesi olmadığından hangi gümrük kapısını kullanacaksanız kontrol etmenizde fayda var (İpsala gümrük kapısında var)

Feribotlar Keramoti – Thassos (Limenas) arasında çalışıyor. Keramoti için otoyoldan Kavala’dan önceki çıkış olan Chrysoupoli’den çıkmanız gerekiyor, gözünüzü dört açın. Kaçırırsanız Kavala’dan dönmek gerekiyor ya da Kavala’dan daha seyrek kalkan feribotlarla ve daha uzun süren bir yolcukla da adaya ulaşmak mümkün. Keramoti’den 45 dakikalık bir yolculuk sonunda Limenas’a ulaşıyorsunuz.

Keramoti’den feribota gidişte 23€ adadan dönüşte 27€ ödedik. (Fiyatlar 2016 fiyatlarıdır, gittiğiniz aya ve feribot şirketine göre bir miktar değişiklik gösterebilir)

Thassos adasında çocuklarla tatil yapmak için en uygun bölge Golden Beach bölgesi. Kum plajı oldukça geniş ve denizin içinde de kum devam ediyor. Çevrede güzel restoranlar var. Limeneria, Potos gibi bölgelere göre daha sakin. Ayrıca kamp yapmak isterseniz bu bölgede bir de kamp alanı var. Golden Beach bölgesi, adanın ünlü plajları Marble Beach, Paradise Beach ve Aliki Beach’e oldukça yakın. 

Marble Beach, bir mermer ocağının yanında bembeyaz mermer parçaları ile kaplı bir plaj, burada yalnızca bir bar var.

Paradise Beach’de güzel bir restoran var, yemekleri çok güzel ve porsiyonları oldukça büyük. Ancak restoranda yemeğinizi yaklaşık 30 kedi ile birlikte yiyorsunuz. Plaj kum ve deniz çok güzel.

Aliki Beach plajı dar, hem kum var hem de biraz kaya, 4-5 tane restoran/cafe var. Sakin bir koy olan Aliki Beach benim favorilerimden.

Limeneria’nın kum plajı yeni yapılan limanın içinde kaldığından deniz diğer plajlar kadar berrak değil. Diğer plajlarında bolca çakıl ve küçük kaya var, deniz çok berrak.

En güzel restoranlar; Golden Beach bölgesinde Nisi Island, Playa de Oro, La Terrasse, Potos bölgesinde San Antonio Beach Restaurant, Limeneria’da To Limani.

Konaklama fiyatları aya ve lokasyona bağlı olarak 35€ – 120€ arasında değişiyor. Ortalama 50-60€ / oda.gün denilebilir. Bazı odalar oldukça eski, bazıları yenilenmiş ama hepsi tertemiz. Biz şimdiye kadar hiç önceden rezervasyon yaptırmadık, temmuz ayında da, bayramda da hep yer bulduk. 

Tatilin güzel olması için gerekenler; bir anne, bir baba, bir (veya iki veya 3 veya…) çocuk, bol kahkaha, bol anlayış….

Biz tatilimizi Saros’da Meriç’in babaanne ve dedesini de ziyaret ederek tamamladık.

Umarım sizin bayramınız ve tatiliniz de en az bizimki kadar şahane geçmiştir.

bol gezmeli, görmeli, eğlenmeli tatiller sizlerin olsun…..

Sevgiler,

anne bebek dostu

bir aile arabası olarak mini cooper’ın hikayesi…

Yıllardır hayalimdi bir mini cooper sahibi olmak. Mini cooper s convertible, sizce de şiir gibi gelmiyor mu kulağa? Coğrafi, medeni, ekonomik vb. sebeplerden dolayı hep erteledim bu hayali. Belki hayal olarak kalmasını da seviyordum biraz, henüz yerine koyacak başka bir hayalim yoktu belki de. Geçen yıl bu hayalim gerçek oldu. Eşimin araştırma, teşvik ve desteğiyle bir mini cooper’ım oldu. Keyfime diyecek yoktu. Mini kullanmak tam bir zevk, yol tutuşu harika, iç tasarımı, retro görünümü ile tarz olan bu arabanın kalbimde yeri büyük.

Mini’ye kavuştuktan sonraki bir kaç hafta içinde hayatımın en büyük sürprizi geldi çaldı kapımızı. Hamileydim.

Haberi paylaştığımız ailemizden ve dostlarımızdan ilk duyduğum şey, “artık arabayı da değiştirirsiniz” oldu. Çevremde arabayı değiştirmem bir sosyal baskı konusu oldu. Yaşam tarzıma yapılan bu müdahaleler hiç hoşuma gitmiyordu, kimseye açıklama yapmak zorunda da hissetmiyordum kendimi. “İhtiyacımız olduğunda değiştiririz” diyerek savuşturuyordum. Çevremin beklentisi, kendilerinin yaptığı gibi bir sedan araç almamız yönündeydi. Çocuğun eşyası çokmuş, tek kapılı’ya binmek inmek zormuş, tatile giderken nasıl olacakmış?

Bizim için hayatta önemli olan, az “şey”e sahip olarak mutlu olabilmek, mutluluğumuzu maddiyattan mümkün olduğunca uzak tutabilmek. Çocuğumuzun eşyalarını da ihtiyaçla sınırlı tutmaya özen gösteriyoruz. Plaza çalışanı şehir köleleri olarak bunları sağlamak elbette çok zor ama biz yine de elimizden geleni yapıyoruz. Evet mini cooper kullanmanın zorlukları olduğu doğru ancak 8 aydır gayet iyi idare ediyoruz. Gerçekten isterseniz her şey mümkün.

Bu, bedeli olan bir seçim ve ben de bu bedeli severek ödüyorum. Hayat da seçimlerimizden ibaret değil mi zaten?

Bir gün daha büyük bir araca ihtiyacımız olursa, o zaman bir tane ediniriz tabi ki. Meriç 2-3 aylık olduğundan beri her gün dışarı çıkarıyorum. Sırtımda Meriç’in çantası, elimde alışveriş torbaları, kucağımda Meriç, tek kapılı arabamıza biniyoruz, iniyoruz, geziyoruz. Merak etmeyin şimdilik gayet iyi idare ediyoruz.

sevgiler…